x

Dünyayı Kuşatan Yüreğin Anısına

İhsan Süreyya SIRMA

 BİR DAMADIN ARDINDAN

 Rahmetli Muhammed Tayyib Okiç Hocamızdan öyle öğrendik: Hocamız, kız öğrencileriyle evlenenlere, “damadım”, erkek öğrencileriyle evlenen hanımlara da “gelinim” ve çocuklarına da “torunum” derdi. Bu şekilde Türkiye’nin birçok yerinde, onun damatları, gelinleri ve tabi torunları vardır.

Tayyib Hocamız vefat edince, onun bu sünnetini uygulamak, biz öğrencilerine kaldı. Allah’a şükürler olsun ki, bizim de Türkiye’nin birçok yerinde, hatta dünyanın birçok ülkesinde, damatlarımız, gelinlerimiz ve de torunlarımız oldu. Onları her gördüğümüzde, ne kadar yaşlandığımızı, ölüm denen meçhule ne kadar yaklaştığımızı görüyoruz.

MUTLULUĞUMUZ ÖĞRENCİLERİMİZDE

Bu damat veya gelinlerimizi yüksek makamlarda, eğitim kurumlarının başında, insan yararına olan faaliyetlerin içinde görünce de göğsümüz kabarıyor, Allah’ın bize bahşettiği bu güzel nimet için şükrediyoruz. Ne var ki dünya değişken, biz insanlar da fani olduğumuzdan ve kâinat üzerinde tek mutasarrıf Allah olduğundan, dünyanın nasıl aktığını, nasıl akacağını bilemiyor, kestiremiyoruz. Hâl böyle olunca da biz faniler, bazen hiç beklemediğimiz bir kaderle karşılaşıyor, matemlere boğuluyor yıkılıyoruz. Çünkü biz insanlar, zayıf yaratılmış mahlûklarız. Hem de çok zayıf. Muhtemelen bu zayıflığımız, ayetin emrettiği gibi, ölümü çok uzaklarda görmemizden kaynaklanıyor.

Oysaki o haktır ve bize çok yakındır...

“Ölüm, asûde bir bahar ülkesidir her rind’e”...

Hepimiz bir gün ölüm denen o meçhulle karşılaşmaya, onun elleri içerisinde kaybolup gitmeye mahkûm fanileriz...

O BİR ‘RİND’Dİ
Önemli olan, bu fani olmada, “rind” olabilmektir! İşte geçtiğimiz günlerde bu rind’lerden birisi göçtü Bekâ’ya. O “rind”, Erzurum’daki öğrencilerimden Emine Hanım ile evlenmiş olan damadım Bahattin’di.

Erzurum’lu günlerde, henüz öğrencim Emine ile evlenmediği yıllarda, Telsizler’de, Abdurrahman Gazi Vakfı’nda, bazen de bu satırların sahibinin veya başka hocaların evinde sohbetlerimize gelir, hemen hiçbir sohbeti kaçırmazdı Bahattin. Sohbetlere katılmayan arkadaşlarını kınar, bazen kınama sınırlarını aşar, bu kınamayı azara kadar götürürdü...

“Ya Hocam!” diye söze başlar, soru yerine o ilginç görüşlerini atardı ortaya. Sanki Bahattin öğrenci değil, hoca gibiydi. Bu birikimini, çok okumasına borçlu olan Bahattin, genç yaşında fevkalade bir entelektüel olmuştu. İşletme Fakültesinde okuyordu. Ve bir gün birden bire ortalıktan kayboldu Bahattin. Zaten hep gideceğini söylüyor, rahat edemiyordu. Afganistan’ı işgal etmiş olan Bolşevik ordularına karşı, Afganlı mustadaflara yardım etmek için bir an önce uçmak istiyordu Hindukuş Dağlarına...

YURDA YARALI DÖNDÜ

Artık Bahattin’in haberlerini, onun gibi Afganistan’a gidip gelen mücahitlerden alıyorduk. Ve nihayet bir gün Bahattin çıkageldi. Yaralanmış, geri dönmüştü. O geri döndü amma, anayurdunda da hep koşturdu vakıflarda, sohbet odalarında... İnsanlara yardım etmeyi ibadet telakki ediyor, bu ibadetini hiç aksatmıyordu. Haz duyuyordu bu koşturmalardan.

Onu en son bir sene önce, yine bir sohbet için geldiği Viyana’da gördüm. Sakallarına hafiften ak düşmüş, ama zindeliğinden hiçbir şey kaybetmemişti.

Ve bir hafta önce, beni Viyana hava alanından alan öğrencim, kara haberi veriyordu bana: Hocam, Afganistan’da bir uçak düşmüş ve hâlâ uçağa ulaşılamamış. Düşen uçakta, Bahattin Yıldız diye birisi de varmış.

Can evimden vurulmuştum. Öğrencim konuşuyor, kendisine cevap veremiyordum... Sevgili Bahattin, o çok sevdiği Afgan Dağlarında kaybolup gitmişti... Nasıl konuşabileyim ki! İHH yardım kuruluşu ile Afganistan’da okul
yaptırmaya gidiyormuş yiğidim...
Şair,
“Ölmek kaderde var yaşayıp köhnemek hazin,
Buna bir çare yok mudur yâ Rebbe’l-âlemin”
diyor ya, Bahattin’im köhnemeden, taptaze gitmişti ötelere...
Birkaç sene önce Viyana’dan İstanbul’a geldiğimde, hasta olan öğrencim

Fikret’e gitmiştim birkaç öğrencimle. Bahattin de vardı yanımızda. Fikret’e bakıyor, bizim gibi o da üzülüyordu bu Malatya yiğidine. Ve birkaç ay sonra, beraber defnettik Fikret’i Eyüp yamaçlarına. Fikret, ötelere uçmuştu. O zamanlar onun için de bir yazı yazmış, Bahattin, “Allah razı olsun” demek için telefon açmıştı Viyana’ya.

ARZULADIĞI YOLDA GİTTİ

Ben nereden bileyim ki bir gün kendisi için de bir yazı yazacağımı? Ama kader dedim ya! Kimin ne zaman öleceğini, ve kimlerin bu ölenler için yazı yazacaklarını, ağıtlar söyleceklerini sadece Allah bilir... Ama tesellimiz, Bahattin’in dünya hayatında istikamet üzere yaşamış olması ve o çok arzuladığı, koşuşturduğu bir yolda, Yaradan’ına ruhunu teslim etmesiydi...

Nur içinde yat Bahattin!

Vücudun Afgan dağlarının pâk karları altında, ruhun ise kim bilir ne güzel makamlardadır. Ölüm denen yolculuğa, senin gibi birer fani olan bizler de çıkacağız bir gün... Önemli olan, senin gibi arkasında dualar okunan, rahmetle anılan birisi olmaktır. Şayet bizler de Sırat-ı Müstakim üzere can verebilirsek, ötelerde, senin gittiğin diyarda elbette görüşeceğiz ki, imânımız bunu âmirdir... Onun için şimdiki ayrılığımız, göreceli bir ayrılıktır Bahattin...
 

DAVAN BİTMEDİ SÜRECEK
Sevgili Bahattin!
Çıktığın bu yolculukta menziline vardığında, senden önce oralara göçmüş arkadaşlarına, yani sevgili öğrencilerim Malik’e, Fikret’e ve ötekilerine selam söyle ve onlara de ki: Müslümanlar size hüsn-i şehadette bulunuyor. Bu söylediklerim senin için de geçerli tabi...

Gözün arkada kalmasın Bahattin! Senden sonra da bu dava ortada kalmayacak, bıraktığın yerden, yetişen yüzlerce, binlerce Bahattin’lerle devam edecek inşaallah...

Bahattin’in sevgili eşi, değerli öğrencim Emine Hanım’a, çocuklarına ve aynı şekilde Bahattin’i tanıyan herkese sabr-ı cemil diliyor, ta’ziyelerimi yolluyorum.

İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râci’ûn...

Kemal Ramazan Haykıran

Bahattin Ağabey

Hamza TÜRKMEN

Bahattin Yıldız’ın Türkiye Tevhidî Uyanış Sürecine İlgisi ve İslami Direniş Çizgisine Katkısı!

Musa KIRCA

Rahmetli Bahattin Ağabeyin İzinde

Abdullah ÖZDEMİRCAN

Durmayan adam Bahattin Yıldız

Abdülkadir SEVEN

Güle güle! Direniş öğretmenim

Adnan BALCI

Bir ağabey uğurladık, bir Yıldız kaydı içimizden

Ahmet VAROL

Bir Yıldızımız ve bir bülbülümüz uçtu

Ahmet TÜRKBEN

Direncimizi yitirdik, farkında mıyız?

Akif EMRE

Okyanuslardan Hindikuş Dağları'na

Akif EMRE

Dağa çarpan hakikat gönüllüsü

Ali ÇELİK

Haza şehid

Ali Haydar HAKSAL

Hakiki bir Mücahit Abdülhamit

Ammar Cengiz ŞENOL

Hüzündür en çok yakışan bize

Arif ALTUNBAŞ

Bir yıldız daha kaydı aramızdan

Arif ALTUNBAŞ

Bahaddin Yıldız çağrısı

Bekir DİLEKÇİ

Bahattin Ağabey gideli on yıl oldu

Bilal KARA

Bahattin amcama mektup

Cavit OKUR

Bahaddin Yıldız - Abdülhamid Muhaciri - Ferhad Dağcı

Cavit OKUR

Sözünde duran bir yiğit daha Rabb'ine kavuştu

Cemal BALIBEY

Bir yıldız gibi kayarak ayrıldı aramızdan

Cemal BALIBEY

Ümmetin yüreği

Emin BATUR

Güle güle Bahattin abi

Ekrem KIZILTAŞ

Bahattin, Faruk, Cevdet ve diğerleri

Erdal KURGAN

Bilal'lerden Fuat'lara!

Erdal KURGAN

Karanlığa bir yıldız daha çaktık

Erol BATTAL

Bahattin Yıldız

Faruk EŞLİK

Yıldızımız, ağabeyimiz

Faruk EŞLİK

Bahattin Yıldız'da yedi güzel adamı okumak

Fahrettin GÜN

Öteye gideceğini çok önce haber veren “Yıldız”

Fahri GÜVEN

Bahattin Yıldız 'Cihad günlüğü' son noktayı koyu

Fatih PALA

Şehid

Fatma BARBAROSOĞLU

Orası devlet

Fatma ÜNAL

Savaşan Afganistan'da şehit düşen adam

Ferman KARAÇAM

Işığa koşan kelebek ; Bahattin Yıldız

Hamit KUNT

Sana bu ölüm çok yakıştı Bahattin ağabey

Hakan ALBAYRAK

Ses ver Bahattin ağabey

Hikmet GÖK

Sevdasına kavuşan adam

Hüseyin ALAN

İzmir'in yiğidi

Hüseyin ALAN

Bir ‘Yıldız’ daha kaydı aramızdan

İbrahim KARAGÜL

Bahattin Yıldız

İbrahim KARAGÜL

Bir yiğit adamı kaybettik

İbrahim TIĞLI

Bahattin Abi’nin İzmir’i ve 'Bizim çocuklar'

İhsan Süreyya SIRMA

Bir damadın ardından

İsmail YAŞA

Bahattin Yıldız'ın ardından

Lütfi AYHAN

Bahattin Yıldız aradığını buldu

M. Nihat MALKOÇ

Bahattin Yıldız'a mersiye

M.Nihat MALKOÇ

Gülün vedası yahut Bahattin Yıldız'ın şehadeti

Mehmet GÖKTAŞ

Şehadetin kutlu olsun Eritre'li

Mehmet ŞAHİN

Türkiye müslümanları yiğit bir akıncısını daha Rabbine şehit olarak gönderdi

Mine ALPAY

Bahattin Ağabey, bir yıldız gibi Afganistan'a kaydı

Mucahid YILDIZ

Bastığı yerleri yeşerten Adem

Musa KIRCA

Bahaddin YILDIZ ağabeyin aziz hatırasına

Musa KIRCA

Bir gaza erine yaraşır şekilde bu dünyadan ayrıldı

Mustafa AĞIRMAN

Palandöken Dağlarından Kunduz Dağlarına, oradan da Cennete uçan kartal

Mustafa ÖZEL

Yalnız kurt

Mustafa YÜREKLİ

33 kişiden biri Yıldız'dı, o kalemin kalbiydi!

Nihat BENGİSU

Bir yıldızımız da Salang Geçidi'nde söndü

Orhan DEMİRAL

Özlüyoruz Abi!

Ömer GENCALİOĞLU

Selamünaleyküm Bahattin abi

Ömer LEKESİZ

Adı Bahatin olan o ışık

Ömer LEKESİZ

Siz Bahattin Yıldız'ın ellerini görmüş müydünüz?

Özcan ÜNLÜ

Söz biter bazen... Kelimeler düğüm düğüm dizilir insanın boğazına

Salih TUNA
Makale

Salih TUNA

Annemden sonra hiç bu kadar ölmedim!

Selahaddin ÇAKIRGİL

Afganistan savaşımızın en aşinâ simâlarından Bahaddin Yıldız'ın ardından

Serdar DEMİRAL

Yaşadıkları gibi giden iki güzel insan

Serkan YORGANCILAR

Yıldızlarda kayar durmaz yerinde

Sezgin KIZILKOCA

Firakında keder içindeyiz

Şakir TARIM

Çorba, Bahattin Yıldız, tesettür

Şeref AKBABA

Dağlara

Uğur ARSLAN

Bahattin Abi’nin vedasının gençlere yüklediği sorumluluk

Ümit BOYACIOĞLU

Koskoca bir ‘kardeş’ dünya

Vural KAYA

Bahattin Yıldız'ın ardından

Yakup ASLAN

Bahattin Yıldız'ın ardından

Yalçın İÇYER

Sevgili Bahattin ve Faruk'a

Yavuz GENCER

Yıldızlar ölmez

Yusuf Ensar ÇALIŞKAN

Hoda hafız biraderani Mucahidan!

Yusuf KAPLAN

Bir Yıldız kaydı, yenileri doğsun diye

Ziyaretçi Defteri
Yükleniyor
Yükleniyor...