x

Dünyayı Kuşatan Yüreğin Anısına

Almanya Günleri

Umut Internationale Humanitäre Hilfe Nürnberg e.V. / Kuruluşu

 

Eğer başkaları için bir kaygı taşıyorsanız, dertlisiniz demektir. Dertli olanda derdine çare arar. Bizler, bütün insanlık önce Hz Âdem (A.S) dan dolayı kardeşiz, sonra Müslümanlar olarak İslam bizi din kardeşi yaptı. La ilahe İllallah Muhammed’un Rasulullah dediğimiz an, bizler kardeşlik ile birlikte bu kardeşlerimiz için sorumluluğu kusanmış olduk. Eskiden Nijer’in, Libya ve Kuveyt Büyükelçiliğini yapmış, Nijerli bir Büyükelçiyi ziyaret ettik. Başkent Niamey’de. Yanında genç bir hafız vardı. Bizi tanıştırırken bu hafız falanca, kendisini Komor adalarından çocuklarımızı eğitmesi için davet ettik. Komor adaları ismini ilk kez duyuyordum ve sordum, “Komor adası neresi?”  Bana dedi ki, sen bir Müslümansın ve Komor adalarının neresi olduğunu bilmiyor musun? Dedim evet bilmiyorum. Bilmem mi gerekiyor dedim. “Evet, bilmen gerekiyor; çünkü orada da Müslümanlar yaşıyor. Nerede bir Müslüman yaşıyorsa orayı bileceksin. Onlar senin kardeşlerin. Ve onların durumlarından haberdar olacaksın.” dedi.

Evet, kardeşlik sözde kalmamalı, nasıl ki iman kalp ile tasdik dil ile ikrar ise, kardeşlikte dilde kalmamalı, eylemde olmalı. Müslümanların haftada bir kez de olsa bir araya gelmeleri bir ayrıcalıktır. Çay içmek için bile olsa bir araya gelebiliyorsanız diğer kalabalıklardan ayrılıyorsunuz ve bu size çok şey katar. Bir araya geldiğinizde ne konuşuyorsunuz, dünyanın gidişini, Müslümanların durumunu vs. Birbirinize iyi ve kötü haberleri paylaşıyorsunuz, Müslümanların sevinçleriyle seviniyor, üzüntüleriyle üzülüyorsunuz. Herkes birbirinden alacağını alıyor. “İki Mümin bir araya gelse muhakkak birbirlerinden istifade ederler.” buyuruyor Peygamber efendimiz. “O halde bir araya gelmelerinizi önemseyin.” diyordu bizlere Bahattin abi özetle.

Biz Müslümanlar hep birbirimize kenetlendik. Evet, bazen fikir ayrılıklarımız, ters düştüğümüz noktalar oluyor muhakkak, fakat hedefe kilitlenip ayaklarımız sıratı müstakimden ayrılmadıkça bunlar rahmet olur. 2016 yılında hastanede yattığım sırada, aynı odada bulunan bir Alman hasta bana “Aklınıza nereden geldi bir yardım kurulusu kurmak?” diye sorduğunda, “Aklımıza gelmedi, biz zaten Müslümanlar olarak hep yardım faaliyetlerinin içinde bulduk kendimizi.” demiştik. Çünkü İslam, infak ve zekât müessesi ile 1,5 Milyar Müslümanı örgütlüyor, muazzam bir sistem. 

Bahattin abi, Nürnberg’e her fırsatta gelir, kamp dönüşü, bir düğün için veya ziyaret için yolunu buraya düşürüyordu. Bürgün bana, “Ömer Nürnberg’de bir yardım derneği kurabilir misiniz, böyle bir yardım kuruluşunu götürebilir, başarabilir misiniz böyle bir şeyi?” diye sordu. “Abi bir yığın yardım kurulusu var.” dedim. “Mazlum ve mağdurların mazlumluklarını ve mağdurluklarını giderebilmek için teşkilatlanalım. Bu işler bir süreklilik kazansın ve düzenli olsun. Ömer, Bu dernekte gençlerinizi yetiştirirsiniz. Onları yanınızda yârdim organizasyonu ile değişik ülkelere götürürsünüz. Onların ufuklarını açar, ümmet için kaygı duyan kişiler olmasını sağlarsınız. Diğer teşkilatlar bu imkânları size sunmayabilirler.” Dedim ki “Abi altyapı var, aynı kaygıyı taşıyan arkadaşlarımız var, imkân var. İnşallah böyle bir yardım derneği kurarız, hem başkalarına da yük olmayız, yük alırız.” Arkadaşlarla bir araya geldik ve 2007 Aralık ayında resmi olarak “UMUT Uluslararası İnsani Yardım Derneği Nürnberg’i” kurduk. Bahattin abi çok sevindi, bizlere bu yolda çok tavsiyelerde bulundu. Senede en az bir sefer hayır çarşıları düzenledik, neredeyse bütün hayır çarsılarımıza geldi, konuşma yaptı. Arkadaşlarımızı ve gelen davetlileri yardım konusunda motive edici konuşmalar yaptı. Yurtdışına yardım organizeleri düzenledik, dönüşümüzde o ülkelerde yasadığımız bazı olayları kendisine aktardık. Bizlere yine bazı tavsiyelerde bulundu, bu tavsiyelerin bazılarını yazımızda aktaracağım İnşallah. Hamburg’dan Yüksel ve Viyana’dan Kemal abilere, “Ömerler Nürnberg’de yardım kuruluşu kurdular onlara destek olun, yardımcı olun.” diye tavsiyelerde bulunmuş. Sanki derneğin kuruluşunda hiç payı yokmuş gibi. Viyana - Hamburg ve Nürnberg deki arkadaşları yardım kuruluşu ile birbirlerine kenetlemişti aslında. Allah kendisinden razı olsun.

Derneği kurduk. Her seferinde yanımıza gençlerden birilerini götürmeye çalıştık. Başka ülkelerden Almanya’ya gelen tanıdığımız Müslümanları, ülkelerinin koordinatörleri ilan ettik ve onlar ile kendi ülkelerinde yardım faaliyetleri düzenledik. Gittiğimiz yerlerde yerel halkı faaliyetlere dâhil ettik, onlarında bu işi yapabileceklerini göstermeye çalıştık. Nijer’de keçi yardımı verdiğimiz bir bayan iki yıl sonra “Ben de artık sizin gibi keçi dağıtıyorum, yedi tane keçim var birsini yardım olarak verdim.” deyip sevincini bizim ile paylaştı. Keçi dağıtımında zaman darlığından dolayı, Nijerli İsa adında bir yardımcımızı yanına bir fotoğrafçı vererek başka bir bölgeye gönderdik. Dağıtımdan sonra o köyde akşam kalmak gerekiyordu uzak bir köydü. Keçileri dağıtıp ertesi günü gelen Nijerli İsa, “Hayatımda hiç bu kadar mutlu olmamıştım. Başkalarına yardım edebilmek meğer ne kadar güzel bir şeymiş.” diye verilen işi yapmış olmanın, bir şeyi başarmanın, başkalarına yardım edebilmenin mutluluğunu tatmıştı. Artık bende bu işlerde elimden geleni yapacağım dedi. Şeyh Muhammed Sambo, Nijer’de Fulani kabilesinin büyüklerinden. “Sizler, bu bizim bölgeye yardım getirdiğinizden beri buraya artık misyonerler gelmiyor.” Niçin gelmiyorlar? Bizim halkımız fakir, sürekli yiyecek problemi yaşıyor. Misyonerler gelip, Hristiyan olursanız size yardım ederiz diyorlar. Kimisi bunu kabul ediyor ve Hristiyan olanların ailelerine ayda 50 - 100 kg mısır ve 30.000 cefa (yaklaşık 53 Euro) aylık bağlıyorlar. Fakat siz Türkler şartsız ve karşılıksız olarak dağıtıyorsunuz. Böyle olunca halk onlara rağbet etmiyor.” Numaradan Hristiyan olduk deyip yardımları alıp yine Müslüman olarak yasasalardı ya.” dediğimde bize acı acı bakıp, “Ben Hristiyan’ım dedikten sonra biz artık kardeş olduk, çocuklarınızı bize verin, biz onların bütün eğitim masraflarını karşılayacağız, deyip çocukları alıp götürüyorlar.” dedi.

Nijer’in Kolo şehrinde arabamızı yerel kıyafetler ile iyi giyimli ve iri bir adam durdurdu. Selam verdi ve arabanın içerisine baktı. Bizleri görünce bize bakarak bir şeyler söyledi. Tercümana sorduk neler söyledi diye, Yıl 2008 veya 2009 bize Sizler Türk yardım ekibi misiniz diye sormuş. Tercümanımız da evet onlar deyince bizlere adeta yalvarırcasına: Lütfen siz buralara her zaman gelin, yardım getirmenize de gerek yok, kendiniz gelin ve gezin. Gençlerimiz sizi görsünler. Niye ki dediğimizde. Burada misyonerler gençlerimizin kafalarını bulandırıyorlar, hani Müslümanlar kardeşti, nerede sizin kardeşleriniz. Lüks içeresinde yaşayan, zengin kardeşleriniz nerede diye onları dinlerinden soğutmaya çalışıyorlar. Kimisi bunlara kanıp onlardan oluyor ve Müslümanlara kin tutuyor. Nijerli Müslümanın çocukları için kaygılarının Almanya’daki gurbetçilerin çocukları için endişeleri ile birebir örtüştüğünü gördüm.

Alman RTL Televizyon kanalında Nijer in Kolo ilinde 221 tane misyoner teşkilatı olduğunu ve Misyonerliğin Bati Afrika merkezinin Kolo olduğunu izlemiştim. Bunları Bahattin abiyle paylaştığımızda bize, “Ömer bir gün gittiğiniz yerlerde sırtınızdan bir kurşun yerseniz hiç şaşırmayın.” dedi. Niye abi dediğimde, “Baksanıza birilerinin tezgâhına taş koyuyorsunuz. Yaptığınız iş büyük bir iş.”
Afrika’dan bir olay anlattık. Abi Nijerli bizim yardımcılarımızdan birisi, bir bürokratın kızı ile evlenmek istiyor. Kız da istiyor, Bürokrat da olumlu bakıyor bu işe. Fakat bizim yardımcının ailesi bu işe karşı çıkıyor. Niye karşı çıkıyorlar? diye sorduğumda bana çünkü kız nehrin (Başkent Niamey’in ortasından geçen Nijer nehri)  karşı tarafından dedi. Bahattin abi, “Yaa dedi, bu kızı bu adamla evlendirelim, bizim yardım faaliyetlerindeki bürokratik işlemlerimiz kolaylaşır. Peygamber efendimizin yaptığı gibi bir siyasi evlilik yaptırırız onlara.” dedi. Ama olmadı tabii. Nehrin karşı tarafı birileri için büyük problemdi. Aslında hepsi aynı millet, Müslüman, aynı dili konuşuyorlar, ama birisi nehrin karşı tarafındandı işte.

Bir yardım kuruluşu yetim faaliyeti olmadan olmaz. “O da bir yetimdi” sloganı ile yetimhane ve yetim faaliyetlerine başlayalım. Bizim milletimiz yardımseverdir. Bu projeyi destekleyecektir. Örnek olarak da bakın, Türkiye’de büyük şehirlerde yeni bir mahalle kuruluyor veya yeni bir köy kuruluyor. Bir bakıyorsun yaşlı bir hacı amca, bu işlerden hiç anlamadığı halde eline fermuarlı eski bir evrak çantası ev ev, dükkân dükkân geziyor, cami kooperatifi kuruyor. Bir bakmışsın yeni mahallenin bir tane camisini yaptırıyor ve Allah ona yardım ediyor. Bu adam ne anlar dediğin adam camii yaptırmış. Tamam, abi dedik. Yetimhane çalışmasına başladık. Bahattin abi bu faaliyetlerimizin sonucunu göremeden şehit oldu. Onun şehadetinden sonra yetimhane işini onun bir vasiyeti olarak algıladık. Hani “Yola çıkın yardımcılar bulacaksınız.” diyordu ya Bahattin abi.  İzmir’den Selami Aldemir ve Kürşat Akça, Viyana’dan Kemal Altıntaş abi ve Hamburg’dan Yüksel Özkartal kardeşlerimiz ve adını sayamadığım birçok kişi bu işe omuz verdiler. Fransa’dan Musa Kazım Eren amca bizlere yetimhanenin arsası için Tera şehrinde belediye başkanıyla görüştürdü ve yetimhane inşaatının birerine kadar bizzat inşaatın başında bulunarak yardımcı oldu. Selami Nijer’deki yetimhanenin planını çizdi. Birkaç sefer Nijer’e geldiler. Yetimhanenin arsasını belediye bize tapusuyla birlikte tahsis etti. Yüzlerce yardımsever teveccühlerini maddi yardıma döktüler ve bugün 147 yetimin barındığı bir yetimhane komplesi ortaya çıktı. Bahattin Yıldız Erkek Yetiştirme Yurdu ve Bizim Çocuklar İlkokulu. Başından beri bize Nijer’de tercümanlık yapan Nürnberg’de ikamet eden Beşir Osman, Bahattin abiyi kastederek, “Bir kişinin gayreti nerelere vardı. Acayip. Elhamdülillah.” dedi. 

İlk yetimlerimiz. Yıl 2015 Eylül -Ekim ayları. Yetimhaneye birinci sınıf için yirmi beş tane yetim alınacak ve 2015-2016 eğitim öğretim yılında Bizim Çocuklar İlkokulu açılacak. Bize haberler geliyor, beş yetim bulundu, on yetim bulundu, on sekiz yetim bulundu filan diye. Beşir abi ile Tera’ya gittik güya yetimhanenin açılısını yapacağız. Öğlen oldu gelen giden yok. Belediyeye haber gönderiyoruz, hani sizin var dediğiniz yetimler. Bugün kayıt günü ve kimse yok dedik. Gelirler biz haber verdik en az on bir yetim bugün kayda gelecek diyorlar. Üç-dört saat kadar bekledik. İkindi oldu, namazlarımızı kıldık saat akşam 17.00 oldu, gelen giden yok. Biz mahzun bir şekilde Başkent Niamey’e dönmek için hazırlıklarımızı yaptık ve orada bekleyenlerle vedalaşmak ve arabamıza binmek üzere yetimhaneden dışarıya çıktık. Artık yetimlerin gelmesinden de açılış yapmaktan da ümidimizi kesmiştik. Tam arabaya bineceğiz yetimhanenin gardiyanı dedi, “Dışarıda iki kişi var, yanlarında birer tane çocuk var.” Niye gelmişler dedik. “Dediniz ya bugün kayıt var diye onun için gelmişler.” O anda inanılmaz bir sevinç yaşadık. Hemen gelsinler dedik. Geldiler. İlk çocuğa sordum, adın nedir? Muhammed ikinci çocuğa adını sordum, Abdullah dedi. Yanımızda şimdi rahmetlik olan Hama isminde Nijerli yardımcımız Muhammed,  Abdullah. Muhammed bin Abdullah deyince, bir anda kafam döndü. Bahattin abinin, Peygamber efendimizi kastederek, “O da bir yetimdi.” sözü aklıma geldi ve kendimi tutamadım yetimhanenin içine girdim ve ağlayarak, “Rabbim, bu amelimizi kabul ettiğinin bir nişanesi olarak gördük, bu yetimleri dedim ve Allah’a sonsuz şükürler ettim. Bahattin abi, işte dediğin gibi oldu, “Yola çıkın yardımcılar bulacaksınız.” diyordun ya işte oldu gerçekten dedim.

İnşallah bir dahaki yazımızda, Yetimhane ve diğer yardım faaliyetlerimiz hakkında yazmaya devam edeceğiz. Allah`a emanet olun

Ömer GENÇALİOĞLU
22.03.2021 - Nürnberg

Bahattin Yıldız Erkek Yetiştirme Yurdu ve Bizim Çocuklar İlkokulunun görüntüleri için tıklayın.

 

Bu yazı bahattinyildiz.com için kaleme alınmıştır. Yayın tarihi: 02.04.2021

 

ÖNCEKİ YAZILAR

 

Ziyaretçi Defteri
Yükleniyor
Yükleniyor...