x

Dünyayı Kuşatan Yüreğin Anısına

Şehir Hatıraları

Ahmet ORUÇOĞLU

 

Ovanın Sırtını Yasladığı Muhkem Bir Dağ: Bahattin Yıldız 

 

      İki binlerin başında gelmiştim Konya’ya. Denize sahili olan bir şehirde doğmuş ama çocukluğumu dağların gölgesinde geçirmiştim. Gençliğim memleketimde; mülk-ü İslam’ın kilidi olan bir şehirde geçti. Deniz, dağ derken yolumun ovaya çıkacağını nereden bilebilirdim. Bahattin abinin seyri ise denizden dağa doğru olmuş ama o bir yaşam remzi olarak dağları seçmişti ve yollarımız kesişmemişti henüz.

      İki binlerin ortasında Müslümanların henüz şubat soğuğunun yerini bahara bırakacağını fark edemedikleri günlerde, ömrünü mücadeleye vermiş isimlerle daha yakından tanışmak, tecrübelerinden istifade etmek için seri programlar yapıyorduk. Erzurum’dan yakın bir arkadaşım hasbihal ederken; Bahattin Yıldız’ı da davet ettiniz mi diye sordu ve ardından ilave etti. Samimiyeti, sıcaklığı sizi mutlaka kuşatacaktır, ısıtacaktır. Gıyaben tanıdığımız Bahattin Yıldız ismiyle dostlarımız o program vesilesiyle hakiki tanışıklığı elde etti. Konferans salonunu dolduran yüzlerce insan kadife bir sesin farklı coğrafyalardan bahsederken arka mahalleden bahseder gibi bahsedişine şaşırıyor ve can kulağıyla dinliyordu. O gece geç saatlere kadar sürdü muhabbet. Ve Bahattin ağabey o geceyi âdeti veçhile öğrenci evinde geçirdi.

      Bahattin ağabeyin Konya’ya muhabbeti gençlik yıllarına dayanıyordu. MTTB-Akıncılar serüveninin önemli şehirlerinden biri olan Konya’da sıkı dostları olmuştu. Her meşrepten her yapıdan dostlarıyla bağını koparmadan devam edişinin sırrı galiba sadece yaratılış özelliklerinden değildi. Belki en çok İslam’ı algılayış biçimi bu sürekliliği sağlıyordu. Zira Bahattin ağabey inançta itidalin, amelde sürekliliğin mücessem haliydi. Bu itidal ve istikamet tevazuunu beslemişti. Mütevazılığı her yaş ve statüden insanlarla ilişkisinde sürekliliği sağladı. 

      Müslüman gençler için gençlik; biraz savrukluk, biraz da marjinallik demekti. Bu marjinalliği tolere edecek, kuşatarak dönüştürecek hamiyetli önderler yok denecek kadar azdı. Bahattin ağabey bu anlamda da nadide önderlerdendi. Gençlerin marjinalleşmelerinin doğal olduğunu bildiği için ümmet havuzuna katkı sağlayacağına inandığı her insanla bağını muhafaza etmeye gayret etti. 

      Afgan cihadı Türkiyeli Müslümanların uzaktan sevdikleri ümmet coğrafyasıyla yakından tanıştıkları ilk yerdi.  Bahattin ağabey bu tanışıklığı ilk sağlayan ve Türkiyeli gençlere sağlıklı şekilde aktaranı oldu. Afganistan, Tacikistan, Bosna, Çeçenistan ve Ogaden’e Konya kan vererek, can vererek kardeş oldu. Bu bakımdan Bahattin ağabey için Konya demek şehit aileleri de demekti. Ve yolu Konya’ya düşmüşse mutlaka şehit ailelerini ziyaret eder bizlere de ziyaret etmemizi ve onları ihmal etmememizi tavsiye ederdi.

      Konya’nın bizim çocuklarıyla şehit oluncaya kadar bağını devam ettirdi Bahattin ağabey. En zor zamanlarımızda bu sıkıntı kiminle konuşulur dediğimizde aklımıza gelen ilk isim O’ydu. Abi nerelerdesin diye aradığımda İzmir’deyim ama İstanbul’a gitmeye niyetim var istersen sende gel orda muhabbet edelim diyerek seferine beni de ortak etti. Yaşadığımız tüm sıkıntıları anlatacak birisini bulmakla yüküm de hafiflemeye başlamıştı. Sabırla dinledi anlattıklarımı ve benzer şeyleri bende İzmir’de yaşadım diyerek tüm sıkıntılarımı omuzlarımdan alıvermişti sanki. Bizim için artık abiliği daha da özel olmuştu.

      Motive etmek, dert dinlemek, sorunlara çözüm bulmaya çalışmak üçgeniyle, şehadetine kadar devam ettirdi Konya’nın bizim çocuklarına ağabeyliğini… Ve o meşum haber günlerce kulaklarımız da çınladı… Gözyaşlarımızın eşlik ettiği dualarımız kurtulacağına olan ümidimizi diri tutuyordu...
      Ölümün öğretmen oluşu bazı hayatlarda daha çok belli ediyordu kendini. Bir de şehadetle taçlanınca, ölümün öğrettikleri bir ömür boyunca unutulmaz hale geliyordu. Şehidi tarihin kalbi yapan şey şehidin; şehit olmak için duyduğu arzu ve ona hazır olmak için yaptığı amellerle ete kemiğe bürünmüş oluyordu. 

      Bahattin ağabey şehadetiyle hayat nişanesi emanetleri omuzlarımıza yükleyerek gitti.
            Dünyaya bağlanmadan yaşa!
            Kalbin ümmet için çarpsın!
            Merhametin zirvesi adalet için mücadele etmektir!
            Her an ölecekmişsin gibi salih amel biriktir!
            Ufkunu yaşadığın coğrafya ile sınırlı tutma!
            Adaletin ikamesi için memleketinin mirasına sahip çık!
            Kardeşlerini sev ve hatalarından dolayı onlara asla sırt dönme! 

      Yüreği ümmet için çarpan bir adamın, ümmetin yüreğine dönüşmesinin hikâyesidir Bahattin Yıldız’ın hayat hikâyesi...

      Allah onu Firdevs’inde ağırlasın ve bizleri de ayrılık hüznünün olmadığı selamet yurdunda buluştursun... Aminn

Adem CEYLAN
Konya

 

Bu yazı bahattinyildiz.com için kaleme alınmıştır. Yayın tarihi: 02.04.2021

 

 

DİĞER YAZILAR

 

Ahmet Oruçoğlu

Bursa Hatıraları

Fahri GÜZEL

Şehir Hatıraları - Erzurum

Dumlu Kara

İzmir Hatıraları

Ziyaretçi Defteri
Yükleniyor
Yükleniyor...