x

Dünyayı Kuşatan Yüreğin Anısına

Kazım Sağlam

     17 Mayıs 2010 yılında Rabbine kavuşan Bahattin’in vefatı üzerinden bunca zaman geçmiş, ardından çokça yazılar yazıldı, çokça anma programları düzenlendi, TV lerde anıldı, halen devam ediyor anmalar, programlar…

     Bunların devam etmesi onu unutturmamaya matuf. Hatırlamak/ hatırlatmak bizi zinde kılar. Ama asıl bizi zinde kılan şey, Bahattin’in yaptıklarını anlamak, anlamlandırmak ve bugüne yaptıklarını taşıyabilmektir. Tek başına bir kurum- kuruluş gibi çalıştı, kısa ömrüne çok olumlu şeyler sığdırdı. Bunları nasıl becerdi, nelerden feragat etti, kimlerle dayanıştı ve nasıl bir dayanışma içine girdi, kimden nasıl istifade etti, kime-kimlere nasıl imkanlar sundu, kimin- kimlerin ufuklarını açtı, yol gösterdi. Abartmadan yani eksiltip çoğaltmadan onu anlamaya çalışmalıyız asıl önemli olan. 

     Efsane üretmeye meyil olan insanımıza Bahattin’i ulaşılamaz, aşılamaz olarak takdim etmek ona, davasına zarar verir. O davası için didindi, çok büyük gayretler gösterdi, üzerine düşeni bihakkın ifa ederek Rabbine kavuştu. Sıra bizde, onu izlemeye çalışan genç arkadaşlarda.

     Vefatı üzerinden çok fazla zaman geçmedi lakin dünya hızlı değişiyor, bugünkü dünyada Bahattin dünya diriliğine devam etseydi acaba nasıl davranır ne yapardı, neyi öncelerdi bunlara odaklanmalıyız.
Bugün dönüp geriye bakarken ve yaptıklarını değerlendirmeye çalışırken, nasıl bir değer kaybettiğimizi daha iyi anlıyorum. Kendime diyorum ki, şu an Bahattin dünya diriliğini devam ettirseydi ve beraber ehl-i İslam’ın içinde bulunduğu durumu güzel bir değerlendirseydik. 

     Cihad yolculuğuna Afganistan’da başladı ve yine Afganistan’ın Kunduz Bölgesinden Kabil’e dönerken çok özlediği adeta kavuşmak için çaba sarf ettiği şehadete orada kavuşurdu. Uğruna bunca fedakarlıkta bulunduğu Afgan Cihadını onunla konuşmak isterdim doğrusu. Cihadın nereden nereye evirildiğini ondan dinleyebilseydim! Heyhat artık o yok. Belki biz onun izini takip ederek mevcut küresel cihadı anlamalı ve yorumlamalıyız. 

     Mücadele o ülkenin insanın önderliğinde olmalı, dışarıdan gelenler yerlilere destek olmalı, eğer idare gelen küresel cihatçılara devr edilirse bugünkü durumla karşılaşırız. Asıl herkes kendi mesuliyet alanında faaliyet yürütmelidir. 

     Allah, Afgan halkına bir devlet nasip etti, Rusya gibi dev bir ülkeyi dize getirdiler. Ama ardından kendilerine bahşedilen devlet nimetinin kadrini bilemediler, onu muhafaza edemediler, onu koruyamadılar, cihadı bir adım ileriye taşama imkânı varken birbirleriyle uğraştılar, yekdiğerinin kahrını çekmedi, birbirlerine tahammül edemediler. Lakin hep beraber ABD’nin AB’nin kahrını ister istemez çekiyorlar. Birbirlerine boyun eğmediler, birbirlerine diklendiler, ama sömürücü güçlere ister istemez boyun eğiyorlar. Tam da Bahattin ile bunları konuşmanın zamanı.  Ama o yok, biz bu meseleyi incelemeli ve aynı hataya düşmemeliyiz. 
Bahattin ile bugün İran İslam Cumhuriyetini de konuşmak isterdim. İslam Devrimi nerden nereye evirildi, bunu o nasıl yorumlardı. İslami vasfını neden muhafaza edemedi, acaba sadece Şii inancından dolayı mı idi, yoksa beynelmilel güçlere dayanamadı da ondan İslami değerlerden uzaklaşıyor. Bütün bunları niye anlatmaya çalışıyorum! 

     Bunlar bizim can yakıcı meselelerimizdir de ondan. 

     Ayrıca Bahattin’in benim gözümde bir özelliği de yerellik ile ümmetçilik arasındakini iyi dengelemesidir. İnsanlar genelde cihad meydanlarına atılınca kendi ülkelerini, yerli değerlerini hafife alırlar. Onlar artık küresel aktördürler. Yerli- yerel şeyleri küçümserler çünkü daha yüce bir gayeye adım atmışlardır. Halbuki ümmet dediğimiz yerli- yerel unsurlardan oluşur. Bu ikisi birbirinin tamamlayıcısıdır. Bir yere bir toprağa basarak yaşayabiliriz, bastığımız yer ne kadar sağlam ise ümmete katkımız da o denli sağlam olur. Uçan seccade gibi yeri yurdu olmayanın kalıcı bir şey yapması zor. Sefer zafer içindir, zaferden sonra imar ve inşa gelir. Bahattin hem sefere çıktı hem inşa ve ihyaya çalıştı. 

     Bugün ülkemin meselelerini Bahattin ile Sedat Yenigün ile Şeyhmus Durgun ile, Akif Emre ile Burhanettin Kayhan ile konuşmak isterdim. Bunları kaybettik hiç olmazsa kalan izan sahipleriyle meselelerimizi istişare edebilelim. 

     Bahattin bana Hasan el- Benna’yı, Abdullah Azzam’ı, Şeyh Ahmet Yasin’i, Sedat Yenigün’ü, Metin Yüksel’i, Hasan Yeşil’i… hatırlattı. 

     Vefatı dolayısıyla bütün bunlar zihnime hücum etti ben de sizinle paylaşmak istedim. Makamı âli olsun, davası yücelsin, izini sürenler çoğalsın. 
     Amin!


Kazım Sağlam
22.04.2021

Bu yazı bahattinyildiz.com için kaleme alınmıştır. Yayın tarihi: 07.05.2021

Kazım Sağlam

Bahattin YILDIZ

Ferman Karaçam

Yıldızlar Göğün Süsüdür

Emin BATUR

Bahattin Abi ile Ankara-İstanbul Seyahati

Ömer LEKESİZ

Bahattince Bir Ufuk

Selahaddin Eş ÇAKIRGİL

Bahauddin (Bahaddin) YILDIZ'ın, bir 'gönül eri'nin ardından

Arif ALTUNBAŞ

Aydınlık Savaşçıları

Ziyaretçi Defteri
Yükleniyor
Yükleniyor...