x

Dünyayı Kuşatan Yüreğin Anısına

Üsküp'ün gülleri susuz kalmasın.. -2-

Makedon hükümeti, batıdaki dağın ucuna 70 metre yüksekliğinde bir haç dikmiş. Gece de aydınlatıyor. Uçaktan göründüğü gibi, her taraftan da görünüyor.. Eski Üsküp'ün minareleri Osmanlının kalbi burada dercesine dursa da. Araçin köyünün camisinin inşaatı devam ederken 76,5 metre yüksekliğinde iki minareyi dikmişler.


Osmanlı Çarşısı'na araçlar parkedildi. Murat Paşa Camiinde ezan okunuyordu. Hava dışarıda çok soğuktu. Caminin içiyse daha soğuk ve soğuğu bir kat daha artıran hüzün vurdı yüzüme. Çil çil kubbelerin yalnızlık kuşatılmışlık hüznüydü bu. Farza üç saf cemaatle durduk. Cemaatin bastığı yerden bir sıcaklık gelse de, arkasında fırtınalar esiyordu. Kıbleye yönelmenin iç huzuru yanında, ardında Balkan soğuğunun yalnızlık fırtınaları kopuyordu. O sıcaklığı duymak umuduyla alnını da bir sıcaklığa, bir avuç yere koyuyordu.


Namazdan sonra İslam'ın evinin çatı katındaki selamlığa dönüyoruz. İki oğlunun büyüğü 14, küçüğü 10, kızıysa 7 yaşında. Rıdvan Üsküplü akrabalarına gitti. Altı kişi bizle beraber, onbeş kişi, rahmetli Hoca'nın Kosova Savaşı'nı, Makedonya çatışmalarını hatırlayarak sohbet ediyoruz. İHH'nın 65 ülkede 71 noktaya yayılan kurban faaliyeti ve Keşmir'deki depremde yapılanlar üzerine konuşuyoruz. İstanbul'da yerine ulaştıramadığım 150 resimlik deprem CD'si cebimdeydi. İslam'ın oğluna verdim, bilgisayarda görüntüye hazır hale getirdi.


İHH'nın bölgedeki klinik, çadırkent, yardım dağıtımı, yetim çalışmalarını içeren bölgeyi ve depremin yıkımını da içeren bir sunum yaptım. Böylece tanıdıkları bir organizasyonun yine kendilerinden binlerce km uzaklıktaki başka yerlerdeki gayretlerini de görmüş oldular.


28 Ocak Cumartesi; Program akşam namazından sonra olacaktı. Akşama kadar vaktimiz vardı. Lokman'ın arabasına 4, İslam'ınkine de 4 kişi bindik ve Kalkandelen yoluna doğru hareket ettik. Üsküp'e 15 km mesafedeki Saray ilçesine vardık. Belediye Başkanı Müslüman olan ilçede hiç Hristiyan olmadığı halde girişine kilise inşaatı başlanmış. On yıldır kaba inşaat halindeymiş. Fakat tepesine haçı dikmişler. İlçeye giriyoruz. Öğlen namazından çıkan cemaat yolu kaplamış.


Biz Arnakya köyüne devam ediyoruz. Köyün girişinde 'El-Kalem İslam Kültür Merkezi' inşaatı tamamlanmış, fakat ince işleri henüz devam eden camiye çıkıyoruz. Minber ve mihrabın mermerleri yapılmamış, 220 metrekarelik cemaat bölümünün 75 metrekarelik kısmı hanımlara ayrılmış.


Alt kata iniyoruz. Merkezin başkanı Hacı Sabahaddin Mahmudi, Üsküp İmam Hatibinin de ilk müdürü. Babası 1960 senesinde bu araziyi vakfetmiş. 1965 yılında camiye izin verilmeyince El-Kalem İslam Kültür Merkezi olarak hükümetten izin istemişler. İslam kelimesi de kabul edilmeyince El-Kalem Kültür Merkezi olarak 1965'te ilk bina yapılmış.


Sabahaddin Efendi, Sarayova Medresesinde okumuş. 2002 yılında eski binayı yıkarak, projeli olarak yeniden yapmaya başlamışlar. Köylünün gayret ve çalışmasıyla vakfiyenin hizmet binası tamamlanmış. Sabahaddin Hoca yapıma hizmet binasından başlayınca 'Önce camiyi bitirelim.' diyenlere, 'Önce talebe okutacağız. Caminin cemaatini hazırlayacağız. Aşağıda yetiştirip, yukarıya göndereceğiz.' diyor.


Şu anda 160 öğrencisi varmış. Okul sezonunda öğretime başlayan merkez, sabah ve öğleden sonra olmak üzere çift tedris yapıyormuş. Okul eğitiminden sonra çocuklar buraya gelip, 1-2-3-4'ler bir sınıf, 5-6-7-8'ler bir sınıf olarak kendi içinde de ilk gelenler, Kur'an okuyabilenler olarak ayrılıyormuş. Kur'an-ı Kerim, ezber, Siret, Fıkıh konularında eğitim alıp, yazın okullar kapanınca medrese de tatile giriyormuş. Köyün ev hanımları için de iki yıl devam eden İslami bilgi ve Kur'an öğrenme sınıfı açmışlar. Hocanın hanımı da onların eğitimiyle ilgileniyormuş. İyilik Başağı derneği de kadınlar için, biçki-dikiş ve el sanatları kursu başlatacakmış. 'En büyük sıkıntımız inşaat halen devam ettiği için hep paraya ihtiyacımız olması, inşaatı bitirince bu sıkıntıdan kurtulacağız.' diyorlar. Merkezin alt katında abdestlikler, iki sınıf ve 50 sandalyeli konferans salonu var. Konferans, çocuk programları ve cenaze taziyeleri de burada yapılıyormuş. Akşam programda görüşmek üzere ayrılıyoruz.


Saray'da oturan Üsküp Sultan Murat Camii imam hatibi Zekeriyya Hoca'ya uğruyoruz. 1985 Ezher mezunu olan hoca, evinin girişine ilçe kızlarını okutmak için medrese kurmuş, kendi kızları buranın hocalığını yapıyormuş. Girişin sağında kalan bu medreseyi geziyoruz.


Saray'ın yeni camisi 2002'de yapılmış. Alt katında abdestlikler, kütübhane, kahvehane, berber dükkanları var. İşin en dikkat çekici yönü şu ki, bütün camiler ve Müslümanların cami ve medreselerine sahip çıkma tarihleri 2001 savaşından sonra, 'Bizim şer bildiğimiz şeyler hayra dönüşmüş'. İlçenin çıkışındaki Hüseyin Şah Camii'nin yapım tarihi 1694.