x

Dünyayı Kuşatan Yüreğin Anısına

Keşmir – 10 Kasım 2005

Akşam saat 19, İstanbul-Karaçi uçağı için havaalanındayız. Dr. Adnan İzmir’den gelmişti. Ömer, Mehmet’in hediye gönderdiği digital fotoğraf makinasını verdi. Mustafa Kılıç bir çuvala bastığı çocuk montlarını, bir bavul da kazağı getirdi. VIP’ten gireceğiz. On kişiyiz. Ubeydi bekliyorum. O da fotoğraf makinasını getirdi. Yeni makinanın yanında onunki biraz kaba kaldı. On çekimlik filmi ona veriyorum, daha büyük bir hafıza göndermesi için. Çıkış için sadece ben 70 TL ödüyorum. İçeri geçtik. Yolculukların başlangıçları bana hep sıkıntı veriyor. Fakat bütün yolculuklarımın ayrı bir tadı ve güzelliği var. Doğuya doğru gidişler bana her zaman hüzün yüklüyor. Bütün düşüncelerimi ayrı bir duygusallık basıyor.

Beşbuçuk saatlik bir uçuşla Karaçi’ye iniyoruz. İHH’nın iki sorumlusu Yaşar ve Recep, Denizli Musiad’dan 3 kişi, 3 doktor, iki de Ömerle ben, toplam on kişiyiz. Uçaktan ilaçları alınca her birimizin el arabası ilaçla doldu.

 

İslamabad bileti için gişeye yanaştığımızda ilk iki uçağın dolu olduğu cevabını aldık. İki memur eşyalarımızın çokluğuna takılmıştı. Arabadaki yüklerimizi hiç üşenmeden tarttılar, 500 kg yükümüz vardı. Fakat hepsi de deprem bölgesine yardım malzemesiydi. Dr. Adnan’la Recep yanaşıp İngilizce konuşuyorlar, adamlar 30 Dolar istiyordu. Bu parayı alabilseler belki de bizi ilk uçakla göndereceklerdi. Epeyce etrafımızda döndüler, pazarlık yaptılar. Fakat para alamadılar.

 

Beton üzerinde yatmış bir kadın, yanında da sırtüstü yatan kafası saçsız bir bebeği vardı. Bebek sanki özel yatağında yatmışcasına tatlı tatlı uyuyordu. Yanlarında da kafasını beton direğe dayamış ihtiyar bir kadınla, uykusuzluğun perişan ettiği ihtiyar bir adam vardı. Pakistan saatiyle 11’de uçağa bindik. 12’de hareket ettik. İç hatlarda yolcu sayısı oldukça fazlaydı. İstanbul uçağının iki katı büyüklükte bir uçaktı.

 

Eski milletvekili Mehmet Sılay beyle yanyana oturmuştuk. Bir kitap karıştırıyordu, bırakınca rica ettim. İHH ile yurtdışına çıktığı kendi notlarıymış. Hindistan, Afganistan, Türkiye var. Bir kitap da 99’daki Türkiye depremiyle ilgili yazmış.

Uçaktan indik, eşyalarımızı arabalara doldurduk. Yardım elemanları olduğumuz gören gümrükçüler bizi sıraya sokmadan geçirdiler. Dışarı çıktığımızda İHH’nın minibüsü gelmiş bizi bekliyordu. Merkeze gittik. Dışarda kalmıştık. İHH’nın Pakistan’daki partner kuruluşu Hubeyb’le aynı binadaydılar. Islamic Üniversite’de okuyan Muhammed, Denizli ekibini götürmüştü. Mehme Sılay’la Antalya’lı doktor da gitmişti.

 

Geriye biz kalmıştık. Muzafferabad’dan dönen Dr. Ahmed’in yüzünden yorgunluk akıyordu. Acaba ne kadar süre sonra bu halini üzerinden atacaktı. Ya da biz ne kadar süre sonra bu hale gelecektik. Onun yüzüne bakan oradaki şartların güçlüğünü ya da yapılacak iş çokluğunu, bu yüzün ifadesinde bulabilirdi. Dr. Selçuk, Adnan’a epeyce bilgi verdi. Kızılay’daki doktorların yardımlarından, onlardan alınacak bilgilerden, hastaların biçiminden, neyi yiyip neden kaçınacağından, içme suyundan epeyce bilgi verdi. Akşam olmuştu. Uçakta verilen sandviç dışında dün akşamdan beri açtık. Dr. Adnan çıkışırcasına serzenişte bulundu. ‘Arkadaşlar bir yerde size yemek yedirip, çay içireyim.’

Kabil Restaurant’a gittik. Üst kata çıktık. Çalışanların hepsi Afganlıydı. Birkaçı Türkmence konuşuyordu. Kaselerde gelen et çorbasını içerken, turşu karışımı acılı sostan içine attım. Üstüne Afgan pilavı yiyip, sütlü çay içip kalktık.

Muzefferabad’daki son doktorun Türkiye uçağı yarınmış, gelmesi gerekiyormuş. Onu almaya giden minibüsle Dr. Adnan ve Ömer’le beraber yola çıktık. Saat 23 olmuştu. Şöfor açmış, Meri’ye çıkarken yemek molası verdi. Meri’den Keşmir virajlarına döndüğümüzde, şöforun uykulu hali beni endişelendirdi. Hal hatır sorarak onu biraz meşgul ediyorum. Sabah 4’de İHH’nın çadır kentine vardık.

Dr. Kasım bey, Dr. Adnan’a ayak üstü on dakika kadar bilgi verdi. Sabah namazını kılıp yattık.  Dr. Adnan tek erkek doktor olarak sabah 9’da göreve başladı. Macaristan’da okul bitiren iki de Türk doktor kız vardı. Kliniğin bir de buralı bir ebesiyle, gönüllü sağlıkçı gençler vardı.

 

İHH’nın buradaki ilk faaliyeti klinik, ikinci olarak kliniğin hemen arkasındaki 200 çadırlık bir çadır kenti vardı. 1800 kişi barınıyormuş. Günde iki öğün her çadıra yemek dağıtılıyordu. Bunun için iğreti de olsa kurulmuş bir yemekhane vardı. Bir aşçı ve dört de yardımcısı çalışıyordu. Kampı idare için Pakistan Meri’li asker emeklisi bir müdür ve yardımcısı vardı. Malzeme taşımak için iki toyota kamyonet kiralanmıştı. Muzafferabad’a gidip gelen iki de toyota minibüs vardı. Yeni gelen yardım malzemelerinin depolandığı bir depo ve sorumlu depocu vardı. Urduca Türkçe tercümanlık yapan Muzafferabad’lı Davut ve Afgan Türkmeni Naim vardı. Davut Kuzey Kıbrıs’ta çalışırken Türkçe de öğrenmişti.

 

Çay demledim, zeytin, peynir vardı, yumurta da buldum. İğreti de olsa kahvaltı sofrasını kurdum. Dr. Adnan’ı çağırdım. Türkiye tipi bayat bir kaç ekmek vardı.

Naim: - Bunları Türkler yapıyor. Saat 11’le 4 arası ordan istediğimiz kadar ekmek alıyoruz. İsterseniz oraya beraber gideriz.

 

- Adnan! Çok hastan var mı?

- Oldukça çok. Doktor kızların maşaallahı var. Çok büyük iş yapıyorlar.

 

Ekmek almak için Naim ve Ömer’le yola çıkıyoruz. Beşyüz metre kadar sonra Deniz Feneri’nin yola gerili bez afişinin altından geçiyoruz. Yolun sağında Deniz Feneri’nin çadır kenti varmış. Nehrin üzerinden uzunca bir köprüyle Muzafferabad’ın merkezine geçiyoruz. Burada kaya yıkılan yer daha çok. Ortalık Pakistan yardım kuruluşlarının kendilerinden çok astıkları bez afişlerle görüntü kirliliği içinde. On sene önce yardım getirip üç gün kaldığım Muzafferabad’ı hafızamda şekillendirmek için her tarafa dikkatle bakıyorum. Fakat bu kadar yıkılmış bir şehirde adeta labirent çözmek gibi bir şey bu. Şehrin ana caddesindeki yıkıntılar, kayan yerler kenarlara itilerek temizlenen yol trafiğe açılmış. Ayakkabıcılar, kebapçılar, manavlar, kasaplar, bakkallar, inşaat malzemesi satanlar, eczaneler ikişerli üçerli faal haldeler.

 

Ana yoldan sola saparak yıkılmaktan kurtulmuş bir devlet yapısının bahçesine girdik. Pak Türk burada küçük bir aşevi açmış. Bir bölümünde de Kızılay’la ortak çalışan İstanbul Büyük Şehir Kartal Ekmek fabrikasının açtığı ekmek fabrikası var. Dışarıda depremzedeler sıraya girmiş ekmek bekliyor. Girişte askerler nöbet tutuyor. İçeriye giriyoruz.

 

- Esselamualeykum, kolay gelsin arkadaşlar.

- Aleykumselam.

 

Sırayla tokalaşıyorum, kendimi tanıtıyorum. Başusta Cengiz ve diğerleriyle tanışıyorum. İHH’nın ekmek istihkakı 35 olarak belirlenmiş. Fakat ben, ‘şu anda sayımızda azalma var, 20 tane alalım, yeterli’ diyerek imza atıp ekmekleri alıyorum.

 

Cengiz, ‘Buralar yıkıntıydı. Bir aydır çalışıyoruz. Fırın geldi kurduk. Pakistanlılara üretimi gösteriyoruz. Onlar öğrenince başlarına bir kişi bırakarak biz döneceğiz.’ diyor. Kurumlarımızı, insanımızı bu kadar uzak yerde çalışırken görmekten büyük bir sevinç duyuyorum.

 

Aracımıza bindik.

- Naim! Kızılay uzak mı?

- Yakın sayılır.

- Oraya da uğrayalım.

 

Ana caddeye inince sola dönüp yola devam ediyoruz. Parlamento, Anayasa mahkemesinin olduğu yer Türk Kızılay’ına verilmiş. Kapıda askerler nöbette. Selam verip içeriye girdik. Pırıl pırıl havada, golf sahası gibi yeşil bir örtüyle kaplı. İlk önümüze çıkan Kızılay eczanesi, sıradakilere bir bayan hemşire ilaç dağıtıyor. Selam veriyoruz, kendimizi tanıtıyoruz.

 

- Biz İHH’dan geliyoruz, yeni ekibiz. Burada yetkili kim?

 

İsmi alıyoruz. Yemek saatiymiş, masalar, sandalyeler ve kalabalık bir ekip tabulotlardan yemek yiyor. Bizi de buyur ediyorlar. Oturmuyoruz. Bu defa ki ziyaretlerimiz görmek, yerleri öğrenmek için. Geldiğimiz tarafa dönüyoruz.

Nehir solumuzda, biz oldukça yüksekten bakıyoruz. Nehrin karşı tarafından binlerce çadırın uzandığı bir kamp var. Biz yola devam ettikçe çadırlar da devam ediyor. Arada bir aracı durduruyorum. Ömer video çekimi yapıyor. Köprüden tekrar karşıya geçtiğimizde Naim’e ‘şöfora söyle sol yola girsin’ diyorum.

 

- Nereye gideceğiz?

- Hazır gelmişken nehrin bu yakasını da bir görelim.

 

Sağda bir yardım kuruluşu var, şöfora durmasını söylüyorum. Kapıdaki nöbetçilere buranın yetkilisini sorduruyorum. Yetkili bulma işi karışıyor. Üst tarafta bir de hastahane bölümü varmış. Naim’e ‘oraya geçelim’ diyorum. Ve yetkili soruyoruz. Rıdvan adında bir delikanlı geldi. Kendimizi tanıttık. Rıdvan ameliyathane sorumlusuymuş. Bizi konteynır ameliyathaneye götürdü.  Terlikleri giyip içeri girdik. Ömer çekim yaptı. O sıra asıl yetkili Dr. Bilal geldi. Lahorluymuş. Avludaki masanın etrafına oturduk. Sütlü çay getirdiler. İçerken önce Dr. Bilal’e kendimiz tanıttık.  İHH’nın yerini tarif ettik.

 

- Bizim de çadırkentte bir kliniğimiz var. Fakat ameliyathanemiz, X makinamız yok. Şu an iki bayan bir erkek doktorumuz var. Diyoruz.

- Bizim hizmetimiz sizindir de. Ameliyathane, X makinası, ne eksiğiniz varsa takviye yapabiliriz. Diyor.

- Bir tane de ambulansımız var. Her an çağırabilir, klinik için kullanabilirsiniz. Diyor.

 

Bilahare Dr. Adnan’la geleceğimizi söylüyorum. Bize konteynırlardan oluşan, eczane, labaratuvar, X bölümünü gezdiriyor. Kadın hastalar için yataklı bölümleri de varmış. Biz çocuk bölümünü gezip ayrılıyoruz. Yukarıdan gördüğümüz çadırkente doğru yola devam ediyoruz.

Müseferet

Tahran’ın Güney Otobüs terminaline gideceğim.

Muhtaç Ağlatır

Aradan otuz sene geçmişti; onu unutmamıştım. Kaybolup gitmişti.

Allah taraftarı kurtarıcılar olmadıkça, fesatçılar

Gürcistan: 69 bin 700 km kare yüzölçümüne ve 5 milyon nüfusa sahip olan bu küçük ülkenin,...

İslam'da şiddet

Evet, İran devrimiyle hızlanan bir süreç var.

Şehadet en karlı alış veriş arkadaşlar; canı verip

Sonradan kendisi de bir alçağın en az on kurşununa hedef olan Hayati ÜSTÜN, İstanbul'dan telefon ediyor.

Cihad ve Şehadet (Selami Yurdan)

İhtiyar delikanlı: Yaşlanan bedenine karşın, yaşlanmayan gözlerinden yiğitlik kıvılcımları saçan Ferman ağabey

Yorulmuş adamlarla yola çıkmak

Hep zaafiyet içinde yüzmeyi nasip ediyor.

Her dağ kekik kokmaz

Gecikiyor dostların kalbine.....

Üsküp'ün gülleri susuz kalmasın.. -3-

Akşam namazından sonra beş araçla programın yapılacağı Kumanova'nın banliyösündeki Likova'ya doğru yola çıktık.

Üsküp'ün gülleri susuz kalmasın.. -2-

Makedon hükümeti, batıdaki dağın ucuna 70 metre yüksekliğinde bir haç dikmiş.

Üsküp'ün gülleri susuz kalmasın.. -1-

Makedonyalı Müslümanlar 2005 yılını bitirirken Osmanlı ulemasının son temsilcisi İdris İdrisi Hoca Efendiyi kaybetti.

Akşamki konuşma gençlerin çok hoşuna gitmiş..

Reyyan'la beraber otobüsle Recklinghausen'e gittik. Oradan 11'de ICE'ye bindik.

Bu kadar kendiliğinden gözyaşım ilk defa akıyordu

Akşam Ahmet gelip aldı. Sonra eşi, oğlu Musab ve kızı Halenur'u da alıp Bochum'a gittik.

Son başladığım öykü aklıma gelince duygulandım

Akşam Ahmet gelip aldı, ailece ona başsağlığına gittik. Yan komşu Karslı inşaatçı da geldi. Sivas iki yıllık mezunuymuş.

Berlin'de akşam iyi kar yağmıştı, şimdiyse başlayan yağmur karı eritiyordu

Saat 12'de Musab geldi. Emine hanım Bilefeld'e gidecekmiş. 'Almaya gelmesinler, seni giderken biz bırakalım.' dedim.

Priştina'nın en genç imamı ve gençlerle ilgilenen

Faik'in börekçi dükkanı varmış, oraya gidiyoruz. Hüsameddin'e telefon ettik. Bir saat önce eve gelmiş.

Alman misyonerler bölgede çalışmak için 20...

Priştina, 200 bin nufuslu bir şehir. Onüç cami var. İmam-Hatib okulu, İlahiyat Fakültesi dört senedir eğitim hizmeti veriyor.

Zerre kadar hayrın da, zerre kadar şerrin de karşı

Gayrimüslimlerin anlattığına karşılık üzerine gitmeliyiz. Teknolojinin ve iletişimin hızlandığı bu zamanda bu fırsatları iyi değerlendirip

Balkanlardaki ve Türkiye'deki Müslümanların ilişkileri

İçerdeki bilgisayarlar okulun, orada yer olmadığı için burada duruyor.

İttifaklar arasındaki fark

Cahiliye dönemi ittifakları, zalim de olsa, mazlum da olsa, saldırgan da olsa, saldırıya uğrayan da olsa

Taklit ve farklılığı öne çıkaran ırkçılık

Taklit, 'öteki'ni kalıp yargılarla anlamanın bir biçimidir. Taklit, sömürgeci iktidarın ve bilginin anlaşılması en zor

Berlin duvarı yıkıldı, bu ülkede başka duvarlar örülüyordu

Bizler bugün bu salonda bir kader buluşmasında biraradayız.

Kudüs'e sahip çıkmak..

İsrail'in ve dünya siyonizminin desteği ortadayken İslam dünyasının ilgisi sadece toplantılar, tel'inler bazında kalmamalı.

Beytül Mukaddes: Mukaddes ev, Kudüs..

Siyonistlerin göz yumulan bir biçimde bazan Lübnan'a, bazan Gazze'ye saldırısının şaşırtmaca bir amacı vardır...

Bir türküye ne dertler, ne hasretler yüklenir..

Berlin'e doğru hızla giden taksinin camına başımı dayamış, engin yeşillikleri seyrederken kendime sorduğum bir soru

Korku üzerine kurulu bir gelenek

Heredot'tan Pliny'e, Aziz Augustine'den Kolomb'a, açıkçası bütün Avrupa'dan bugünkü ABD'ye kadar...

ABD emperyalizmine karşı mücadele artarak devam...

Bugün burada kitaplardan derlenen bilgiler aktarılmayacak.

Bir zeka özürlüler var içimizde, bir de alçaklar...

Bir dizgici anısı dinlemiştim. Daha çok okumak için bir yayınevine giriyor, okuyor, okuyor.

Keşmir deprem yardımı

Arazideki ekiplerin hepsini topladık. Gori köyünden dağlara doğru giden yol üzerine, dükkanların alt tarafına üç çadır kuruldu.

Hakiki müminin yeri..

Hareket: Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim. Vücutu oynatma, kıpırdatma veya kımıldatma.

Alçakça propagandalar..

Dünyada başka yerlere yerleştirilen milyonlarca mülteci varken Filistinlilerin bunu anlamayıp...

Ey çağlar boyunca dost ve bir kaldıklarımız!

19 Mayıs 1901'de Siyonizmin birleştirici babası Theodor Herzl, Sultan Abdulhamid Han'ın huzurundadır.

Yolculuk -III-

Otelin lobisi aynı zamanda lokanta ve çayhaneydi. Pakistanlı önce tek kişilik odasını tuttu.

Yolculuk -II-

Yemek yer misin, Muhammed? - Hayır, ağabey. Zahedan'a ne zaman varırız?....

Yolculuk -I-

Tahran'ın Güney Otobüs Terminaline gideceğim. Meydan-ı İmam Humeyni'yi batı yönünden Tophane tarafına koşar adım geçtim.

Otuzuncu yılında İran İnkılabını değerlendirmek

İran devrim kitabını iyi okursak, iki şey dağ gibi dikilir karşımıza:

İRAN – Güneybatı Asya Ülkesi

Yirminci yüzyıl itibariyle petrol ve doğalgaz zengini bir ülke...

Hatemi'nin Cumhurbaşkanlığı seçimi

Peygamberler hata yapınca uyarılmışlardı. İnsanlar ise emredildikleri ve nehyedildiklerini bilirlerse...

Afganistan'a gidince köyüme gitmiş gibi rahatlıyo

Kararını vermişti, gidecekti. Önce İsmail'in evine gidip taziye ziyareti yapacaktı. Yapabilecek miydi?

Afiganistan

Afganistan halkının İslam'a bağlılığı ve İslami endişeleri tartışma kabul etmez bir gerçek.

İslam bütün bir yaşam tarzıdır

İslam yaşadığımız zamanda dünyanın en faal gücüdür. Yirminci yy.ın zarları Müslümanlar üzerine atıldı.

Cihad İslam'ın hiç solmayan bir gülü, bir gücü...

Biz bu akşam burada hayatlarını, insanlık tarihi boyunca bir kere yaşanan insan hayatını Allah...

İHH, Afganistan-Celalabad-Gazne

İHH, Afganistan'da yıllardır faaliyetini sürdürüyor. Bu seneki Kurbanda bir ekip daha ilave edildi

Cihad ve Şehadet İslam'ın hiç solmayan iki çiçeği

1552, Rus Çarı zalim İvan'ın Kazan Hanlığını yakıp yıktığı tarihtir. Bu günün anısına da Kızıl Meydan'daki St. ...

Ben Afganistan'a sevdalıydım, ilgiliydim

Bir kenara oturup ekmek yanına birer meyve suyu içtik. Sonra 83 numara geldi.

‘Bu sınırlar şeytanın çizgileridir’

Yol eski toz ve topraklı yol değil. Yeni yapılmış ve çok güzel asfaltlanmış...

Karayoluyla kaç bin km yol yapacağım, kaç değişik...

Ha bugün ha yarın derken yine tası tarağı topladım. Dadaş Seyahat niçin bir kalır.

Bütün iyi dostlarım şehid oldu!

Dr. Rabbaniyle vedalaştık. ‘Yarın akşam buraya gel seni gönderelim. Kabil’in son durumunu mutlaka görmelisin...

İslam’da Cihad vardır, siyasette koltuk vardır

24 Mayıs 1995, saat 15:10’da Afganistan Cumhurbaşkanı Prof. Burhaneddin Rabbani ile görüşmeye alındım

Kabil’de geziyorum, her yer yıkılmış ve yakılmış!

Celalabad’a döndük. Emanullah geldi. Marufların Peşaver’de olduğunu ve görüştüğünü söyledi.

Seyyid Abdullah Nuri - Ayak izleriniz bile kalmadı

Kabil’i seyrediyorum. İşte merkezi şehir önümde uzanıyor. Bütün güzelliğiyle demeli miyim bilmiyorum.

Tacikistan’da 100 bin masum müslüman halk şehid ed

1991 yılında Sovyetler dağılınca bütün bağlı cumhuriyetler bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Birileri bir yere oturunca sürekli iç düşman humma

Bundan sonrası için ne düşünüyorsunuz?

Taliban, İtalya’nın Senusileri gibi, Müslüman ama

Cümbüş’te üç kuvvet vardı: 1- Cihadiler; dışarıyla alakası yok. 2- Pehlivanlar; (milisler) eski Necib’in...

‘Sakal, sarık mecburi, kadınlar sokağa çıkamaz. İs

Pazar; Erzurum garajı eski yerine yeniden yapılmış. Selami’yi tekrar aradım. Necmeddin’le geldiler.

Şu kuruyan güllere bak! Kuruyan gençlerimiz gibi.

Gece saat 03:30’da uyandım. Ezan okunuyordu. Namazı kıldım, uyuyamıyorum.

Afgan cihadına katılmak için bu yol en önemli geçi

İstanbul’dan karayoluyla yola çıktığınızda, dört bin üç yüz km. sonra çöllerle kaplı Belucistan’a ulaşırsınız...

Geleceğin en büyük çöl savaşları burada yaşanabili

İran’ın güneydoğusuna, Afganistan’ın güneybatısına ve Pakistan’ın batısına düşen, 2,5 milyonu İran’da...

Amsterdam’da açan çiçek

Gönlümde bir kıymet dairem var. Bunu açıklamalı mıydım? Evet bunu açıklamalıyım ki, anlatacağım anlamlansın diyorum...

Gezi notları arasında iki şiiri

Bırak git meydanları,Vur beni!

Bizim diyarımız! Osmanlı yetimi

Saat 12’de İHH’dan minibüsle havaalanına çıktık. Üsküp’e Yakup Hoca’nın vefatı için taziyeye gideceğiz.

Yirmi günde sanki 20 yıllık bir dostluk bağı oluşt

Kampa döndüğümüzde saat iki olmuştu. Halit, ‘Mecir bekliyor, taziyeye geç kalıyormuşuz’.

‘Mücadelenin uykuya dalmaması önemliydi’

Taksiciler yapıştı. Hayır dedim. Biri inat etti. Araba gelecek desem de aldırmıyordu.

‘Eyvah! Afganistan ırk savaşlarına doğru ...’

İkindide camiye gittik. Çıkışta Muallimin müdürlüğünü yaptığı okulu gezdim. Beşyüz öğrencileri varmış.

‘Karın çığa dönmesi gibi insanoğluna ihtiyarlık ç

Hastahanedeki hasta ve yakınlarının hemen tamamı Afganlıydı. İsmail, Hanif’i aramıştı.

Peşaver 5-7 Aralık 2005 ‘Emini sen büyük adamsın!

Vakit geç oluyordu. Taş pazarına gidecektik. Recep ve Halit acil alışveriş yapıp geri dönecekti...

Keşmir – 29 Kasım 2005 Peşaver’e yolculuk

Geriye 300 battaniye vereceğimiz kalmıştı. Depoya gelen battaniyelerden 180’ini yükleyip götürdük...

Keşmir – 27 Kasım 2005

Çadırların dikiş yerlerinden su damlamaya başladı. Battaniyenin baş tarafı sırıl sıklam olmuştu...

Keşmir – 26 Kasım 2005

Sabah namazında hava daha soğuktu. Namazı kılıp yataktaki sıcaklığımızın içine yeniden gömüldük...

Keşmir – 25 Kasım 2005

Pakistan elektrik kurumu elemanları geldi. Huzeyfe’nin yerleştirdiği ana panodan kampa yeni hat çekmeye başladılar...

Keşmir – 10 Kasım 2005

Akşam saat 19, İstanbul-Karaçi uçağı için havaalanındayız...

Afganistan’daki son seçimler üzerine...

Afganistan’ın işgal gücü, seçimlerde hile olduğunu ısbatladı ve seçimler ikinci tura kaldı. Bu seçimlerde de hile var diye yazmadım.

Amerika Afganistan’da gerçekten savaşıyor mu?

Hayır, ABD Afganistan’da bir kurnazlık oyunu sergiliyor. Evet, çatışmalar var, kayıplar var...

Merkel’in Dışa Vurduğu İsrail Baklası

Alman ve İsrail kabinesi ikinci ortak toplantısını Berlin'de yaptı. Birincisini Kudüs'te yapmıştı...

Werden die Bomben die in Kabul explodieren Merkel

So wie ich daran glaube, dass der Angriff auf die Twintowers am 11. September 2001...

Kabil’de patlayan bombalar Merkel’i kurtaracak mı?

11 Eylül 2001'de İkiz kulelere yapılan saldırıyı el-Kaide diye çıkartma bir örgütün yapamayacağına inandığım gibi...

Swat Tahrik-i Taliban'ı ve Pakistan'ın Durand Hatt

2006 'nın Kasım ayında Kabil'deydim...

Pakistana Sahip Çıkalım

ABD-Ingiliz Orta Şark Kumpanyası bütün dünyayı parmağına taktı oynatıyor...

Çanakkale Onurlu Bir Bitişin Savaşı

Çanakkale savaşı, sonradan ortaya çıkan sonucuyla Osmanlı devletinin bittiği savaştır.

YENİ TOM AMCA: Barack Hüseyin Obama

İktidardasın Tom Amca. ABD başkanlığın kutlu olsun.

Sözünde duran bir yiğit daha Rabbine döndü.

Bir garip ölmüş diyeler. Üç günden sonra duyalar...

Siyonist israil Devletinin Gerçeğini Kavramak

19 Mayıs 1901'de Siyonizmin birleştirici babası Thedor HERZL, Sultan Abdülhamid'in huzurundadır.

İsrail döktüğü kadar kan ödeyecek, ektiği kadar ki

1979'un 27 Aralık gecesi SSCB'nin kızıl ordusu, Afganistan'a girmişti. Görkemli, techizatlı, dünyayı korkudan titreten kızılordu ...

Mekke ve Kabeye Sahip Çıkalım

Doğudan, batıdan, kuzeyden güneyden her renkten , her dilden , her ırktan Müminlerin aşkla, vecdle...

Türkiye’de Ramazan Notları

Bütün kürreyi arzda yaşayan Müslümanları bugün heyecan dalgası sarmış durumda.

Gürcistan’da Nataşa sahne aldı

GÜRCİSTAN: 69.700 km. kare yüzölçüme, beş milyon nüfusa sahip olan bu küçük ülkenin...

Demir Döğenlerin Meydanından İki Demirci

Yılmaz ÖZTUNA: “Türkiye Gazetesi” nasıl bir gazete? sorusunun cevabını vermek çok zordur...

Şu Çılgın Türkler

Ankara kökenli bir kitap “Şu Çılgın Türkler”.

Güzel adam Erdem Bayazıt

Yedi güzel adamın dalından bir yaprak daha düştü toprağa

Pakistan’da Oynanan Oyun

Bu yazıyı tasarlarken Pakistan’ın başında dolaşan sosyal ve siyasal desiseleri düşününce PAK-İSTAN hayalini kuran...

Misyonerlerin Kandahar Gösterisi

19 Temmuzda 23 Güney Koreli Güney Afganistan'da, Taliban tarafından tutuklanmıştı.

Mine, Time’a Kapak Olunca

Time dergisi başörtülü İHH gönüllüsü Mine KARAKAŞ'ın resmini kapağına basarak "Türkiye'nin ikilemi" başlığıyla vermiş.

Kabil’den Celalabad’a Afganistan

Kabil’e kar inmemiş fakat soğuk inmiş, yağan yağmurdan her taraf çamur içinde.

İsmail Kahraman, İslamcılık ve MTTB

16 Aralık 2006’da MTTB’nin (Milli Türk Talebe Birliği) kuruluşunun yeniden ilan edildiğini gazetelerden okuduk. CHP’li Yüksel Çengel, 46. dönem MTTB Genel Başkanı. Milliyetçi Rasim Cinisli 47. dönem MTTB Genel Başkanı. İsmail Kahraman 48. dönem genel...

Şeytan Üçgeni

Bugün Terörizmin tarifi ABD’nin keyfine ve uzmanlık alanına bırakıldı.

Orada bir yer var dağlar başında - KEŞMİR -3-

Yeni gün için programimizi yapmistik...

Orada bir yer var dağlar başında - KEŞMİR -2-

Sabah namazini kildik, yeni gün için bize gösterilen çadirda istirahate çekildik...

Orada bir yer var dağlar başında - KEŞMİR -1-

AZAD Keşmir, Jammu ve Makbuza Keşmir denilen 222,236 km2 lik yüzölçüme sahip...

ABD Kaybetti; Insanliga Kaybettirdi

ABD günden güne kaybeden bir ülke. ABD´ye duyulan nefretin ölcüsü yoktur.

Türkmenbaşı'nın ardından

21 Aralk perşembe sabahı haberlerinde; hazar denizinin doğu yakasına düşen bir batı Orta Asya devleti olan Türkmenistan Devlet baskani ya da Türkmenistan Diktatörü S.Murat Türkmenbaşının öldüğü haberini duydum

Cihaddan Sonra

Bir önceki gece paralı askerlerle çatışmadan dönmüştük. Kaybettiğimiz grubu bulabilmek için yorgunluğun üstüne ...

Kabil’de patlayan bombalar Merkel’i kurtaracak mı?

11 Eylül 2001'de İkiz kulelere yapılan saldırıyı el-Kaide diye çıkartma bir örgütün yapamayacağına inan...

ABD’nin İşgal Mantığı

Müslümanlarin kendi hayatlarini iyilestirici her türlü isteklerinde elde ettikleri her türlü basarinin karsisina ezici ve yikici bir biçimde dikildigini görüyoruz.

Afganistan’ı unuttuk mu?

Az tirajlı bir gazetede küçük bir iç sayfa haberine göre Afganistan’ın güneyinde...

Ziyaretçi Defteri
Yükleniyor
Yükleniyor...