
Bismillahirrahmanirrahim
Bahattin abiyle bir gün oradan buradan sohbet ederken, ona öğrencilik yıllarımda başımdan gecen,
bana çok iyi bir ders olan ve öğrenciliğin bile üzerimizde bir emanet olduğunu bana hatırlatan bir olayı anlattım. Öğrenci olan kardeşlerim içinde faydalı olabileceğini düşündüğüm için bu olayı burada da yazmak istedim. Bu olayın ardından Bahattin abinin adeta özelliği olan vefa sıfatını da anmış olacağız.
1984 yılında Nürnberg de bizim de devamlı gittiğimiz bir camiye genç bir Hoca Efendi geldi ve sekiz ay kadar bu camide görev yaptı. Bende o zamanlar Nürnberg Üniversitesi İşletme fakültesine yeni başlamıştım. Dersler bana çok ağır geliyordu. Evet, üniversiteye girebilmek için yapılan Almanca yeterlilik sınavını geçmiştim, fakat o zamanki Almancam dersleri anlamama yetmiyordu. Üstüne birde öğrenci yurdunda kız erkek öğrenci karışıktı ve bu yurtta genç Müslüman bir delikanlı olarak kalmakta zorlanıyordum. Almanya’da ki Müslüman gençlerin o zaman da simdi de en büyük imtihanı/mücadelesi öncelikle imanlarını ve namuslarını korumaktı.
Devam ettiğimiz bu camiye bu nedenlerden dolayı, adeta bir sığınma yeri gibi, neredeyse her gün gider, orada ufak tefek hizmetlerde bulunurdum. Camiyi süpürmek, kantinde cay demlemek, çocuklara ders verirken hocaya yardım etmek gibi. Genç hocamız benim her gün camide olduğumu fark edince bir gün bana, “Sen talebe değil misin, niye her gün camidesin?” diye sordu ve ben de kaçamak olarak “Hocam burada hizmet ediyorum.” filan dedim. Bana “Senin yaptığın işi burada herkes yapabilir; ama burada herkesin yapamayacağı öğrenciliği ancak sen yapabilirsin öğrencilik senin ilk vazifen. Okursan burada vermiş olduğun hizmetin çok daha fazlasını vermen ileride mümkün olabilir.” dedi. Ben de “Hocam benim kaldığım öğrenci yurdu kız erkek karışık. Orada kalmakta zorlanıyorum, benim gibi düşünen bir arkadaşımda yok. Ayrıca Almancadan zorlanıyorum belki de camide yapmış olduğum işler kolayıma geldiği için buraya kaçıyorum.” dedim. “Mesele anlaşıldı, o zaman şöyle yapalım, sen her gün camiye gelme, ben her gün senin yanına kaldığın öğrenci yurduna geleyim.” dedi. Bahattin abiye, “Abi anlayacağın genç hocamız beni camiden kovdu.” dedim. Hoca efendinin ismini söyleyince, “Ya Ömer, bu hoca bizim Erzurum’dan çok iyi bir arkadaşımızdır.” dedi. Bu hatıramı Bahattin abiye anlattığımın üzerinden belki bir iki sene geçtikten sonra, bir gün Bahattin abi bana Erzurum’dan telefon açtı. “Bak Ömer seni kiminle görüştüreceğim.” dedi. Telefonun karsısında neredeyse yirmi yıldır görüşemediğimiz o genç hocamız vardı. İhsan Tetikçi. Bahattin abi Erzurum’da kendi öğrencilik yıllarından beri tanıdığı İhsan hocamızı ziyaret etmiş ve bizleri buluşturup görüştürmüştü. Bahattin abi dostlarını unutmayan çok vefalı biriydi gerçekten.
Bürgün bana, “Ömer Almanya‘da Akıncılar Derneği isminde bir dernek kursak nasıl olur?” dedi. “Abi Alman toplumu “Fatih Camisi” ismine bile kızıyor. Onlar Fatihten fethi, yani kendilerini tarihte yenilgiye uğratıp zafer kazanan kişi olarak görüp, bu tür isimlerden nefret ediyorlar. Bir de Akıncılar isminin nereden geldiğini araştırırlarsa dernek direkt olarak toplumun negatif objektifine takılır.” dedim. Sonuçta burası Hristiyan bir ülke ve toplumun çoğu Hristiyan gelenek, görenek ve anlayışına göre yaşıyor. Etkileri ve tepkileri de ona göre oluyor. Burada yıllar önce Nürnbergli Müslümanların resmi makamlara vermiş olduğu bir dilekçeyi ve gelen cevabı, Almanya’yı biraz daha iyi anlamak için, sizlerle paylaşmak istiyorum. Almanya bildiğiniz gibi eyalet sistemi ile yönetilir. Her eyaletin bildiğimiz bir parlamentosu, Başbakanı, bakanları, milletvekilleri olur. Nürnberg, Bavyera Eyaletinin Münih’ten sonraki ikinci büyük şehridir. Burada Müslümanlar eski bir fabrika binasını satın alırlar, büyük gayretlerle fabrika binasını camiye çevirirler. Bu cami Bavyera Eyaletinin en büyük camisi olur. İsmini “Eyüp Sultan Mosche (Camii)” verirler. Caminin bulunduğu sokak küçük bir sokaktır. Cami yönetimi karar alır ve bu sokağın isminin “Eyüp Sultan Strasse (Sokağı)” olarak değiştirilmesi için Nürnberg yerel yönetimine dilekçe verirler. Yerel yönetim, bu ismi Bavyera’nın Başkenti de olan Münih teki yönetime sorar. Gelen cevap çok manidardır ve Müslümanları çok üzer. Cevap mealen aynen şöyledir: “Araştırmalarımız neticesinde Eyüp Sultan, Hz. Muhammedin çok yakın bir arkadaşıdır. İlerlemiş yaşına rağmen İstanbul’u ele geçirmek için gelen Muhammedin ordusunda bir savaşçıdır. Bu savaşçının isminin bizim sokaklarımıza verilmesi uygun değildir.” şeklindedir. Bu cevap uzun yıllar burada Müslümanların unutamayacağı bir şey olur ve yerel yönetimlerde sürekli dillendirilir. Müslümanların dilinden kurtulabilmek için olsa gerek, Nürnberg yerel yönetimi sokağa Eyüp Sultan ismini vermezler; ama caminin sokak girişine camiyi işaret eden bir trafik levhası asarlar “Eyüp Sultan Moschee” diye.
2007 yılında Bahattin abinin motivesi ile Nürnberg’de arkadaşlarla bir yardim derneği kurduk. Bu yardım derneğimizin faaliyetlerinden ilerideki yazımızda inşallah kısaca bahsedeceğiz. Burada anlatacağım derneğin logo seçiminde Bahattin abinin tavsiyesi ve Keşmir’de başından gecen bir olayı anlatmasıdır. “Arkadaşlar, derneğimizin logosunda muhakkak bir hilal bulunsun. Dünyadaki Müslümanlar bayraktaki logoya bakarlar, Hilal gördülerse tamam bunlar Müslümanlardır derler.” Bizler bile talebelik yıllarımızda haritalardaki Müslüman ülkeleri bayraklarındaki hilalden ayırt ediyorduk. 2005 yılında IHH organizesinde Keşmir’deydik. Orada ki Keşmirliler ile bir kaç hafta beraber çalıştık. Üç hafta sonra bize gelip, “Ya bizler sizlerden özür diliyoruz. Biz sizi Müslüman değil biliyorduk; ama sizler gerçekten Müslümanlar missiniz.” dediler. “Kardeşim en az üç haftadır beraberiz, beraber namaz kılıyoruz nasıl bizi Müslümanlardan bilmediniz diye sordum.” diye anlattı Bahattin abi. Onlar da, “Sizin derneklerin logolarında hiç hilal yok, sizi batılı zannettik. Namazlarınız için de vay kâfirler bizi kandırmak için bir de namaz kılıyorlar.” dedik. Evet, Bahattin abi Hilal’e çok önem veriyordu ve başından gecen bu olayı da anlatarak, Müslümanların gittikleri yerlerde Müslümanların tanınmaları için Hilal işaretini gerekli görüyordu. İnşallah gelecek yazıda buluşmak üzere.
Ömer GENÇALİOĞLU
Nürnberg
Bu yazı bahattinyildiz.com için kaleme alınmıştır. Yayın tarihi: 05.02.2021
Umut Internationale Humanitäre Hilfe Nürnberg e.V. / Kuruluşu
Avrupa İslam’ı (Euro Islam), İthal Gelin ve Damatlar, Bu Konularda Bahattin Abini
Öğrenci olan kardeşlerim içinde faydalı olabileceğini düşündüğüm
Bahattin Yıldız ağabeyle şahsen 1995 yılında tanışmak nasip oldu.
