x

Dünyayı Kuşatan Yüreğin Anısına

Sümeyra YILDIZ

Babam kimine göre mücahit, kimine göre bir dava adamı, kimine göre her zaman her yerde hakkı arayan, bildiği yoldan şaşmadan daima dimdik yürüyen, haksızlığa ve gördüğü yanlışa karşı söyleyecek bir sözü olan insandı.

     Doğduğumda kız olduğumu duyunca ismimi babam koymuş. Bebek iken  “benim tatlı, güzel kızım Sümeyra..” diye söylediği ninninin içinde yer alan sevgiyi babam bana her zaman hissettirdi. Dumlu amca bize babanı anlat dedikten sonra günlerce babamı nasıl anlatabilirim diye düşündüm. Ne kadar yazarsam yazayım hiçbir kelime babamı tam olarak tanımlamak, anlatmak için yeterli olmayacaktı. Bu nedenle kelimelerimin yettiğince birlikte olan anılarımızdan bazılarını anlatmaya, elimden geldiğince babamın farklı bir yönünü -babalığını- göstermeye çalışacağım. 

     Hiçbir zaman babamdan kız çocuğuyum diye abimlerden farklı muamele görmedim. 4-5 yaşlarımdan itibaren yaşça büyük abilerin kamplarına, yürüyüşlere, fuarda yapılan koşulara babam beni hep yanında taşırdı. Bununla ilgili yıllar sonra bir abinin anlattığına göre -ki ben çok küçük olduğum için hatırlamıyorum- 5-6 yaşından büyük değilmişim, yine bir yaz günü erkeklerin yaptığı kampa beni de götürmüş. Ben bütün gün açıktım, susadım, uykum geldi vs diye mızmızlanmama rağmen babam bir kez bile kızmamış ve hep ilgilenmiş. Hatta annemin arkadaşları babamın beni yaşımın küçük olmasına rağmen yanında nasıl götürdüğüne ve hep ilgilendiğine hala şaşırırlar. Babam çocukları ile ilgilenirken her zaman bir anne gibi davranır, hiçbir şeyi eksik bırakmazdı. 

     Babam nereye giderse gitsin her zaman elinde bir poşet ve içinde mutlaka bir kitap ve günlük gazete olurdu. Aklımızın ermeğe başladığı andan itibaren bizi de kitapla tanıştıran oydu. Eski oturduğumuz eve dair hatırladığım en net anı; 4 yaşlarında çatı katında tek oda içinde olan kütüphanesinde yerde otururdum. Babam bana teypte bir çocuk hikayesi kaseti açar, ben bir şeyler ile oyalanır, babam masada kitap okur veya bir şeylerle meşgul olurdu. Hiçbir zaman kitaplara zarar veririz diye düşünmez, bize her zaman kütüphanesini açar ve biz de orada çokça zaman geçirirdik. Yaşımız ilerledikçe bize okumamız için hep yeni kitaplar verdi, kendimizi geliştirmemiz için daima yol gösteren oldu. Verdiği her yeni kitabı bitirmemiz için çeşitli ödüller, hediyeler koyardı. Bitirdiğim kitaplar sayesinde çok denize gitmişliğim ve tulumba tatlısı yemişliğim vardır. Her sene İzmir’deki kitap fuarına kız kardeşimle beni mutlaka götürürdü ve istediğimiz her kitabı alırdı. Ortaokul zamanlarımda gittiğimiz kitap fuarlarının birinde peşimizden koşarak gelen bir adam babama teşekkür edince hepimiz şaşırdık. Adam, genelde kitap fuarlarına çocuklar ya arkadaşları ile yada öğretmenleri ile geldiklerini, ilk defa bir babanın iki kızını getirdiğini gördüğünü, bizi uzunca bir süre izlediğini ve babamın istediğimiz bütün kitapları aldığını, bizlere güzel şeyler anlattığını söyledi. Adamın bunları söylemesine ve bunlar için teşekkür etmesine çok şaşırmıştım, çünkü aklım erdiğinden beri biz kitap fuarına babamla gelirdik, babam bize kitap alırdı. Bana göre normal bir şeydi. Yaşım ilerledikçe fark ettim ki aslında bu normal değilmiş. Babam farklıymış, biz farklı bir aileymişiz. Sadece bize karşı böyle değildi. Hangi arkadaşının çocuğunun o hafta liseye veya üniversiteye giriş sınavı varsa arkadaşlarının çocuklarını toplar. Sınavı olanın ne yemek yemeyi istediğini ve nereye gitmek istediğini sorar, ona göre hepimizi bir restorana götürürdü. Genellikle de en az 7-8 çocuk pizzacıya giderdik. 

     Babam çoğunlukla evde yoktu. İstanbul’a veya yurtdışına gidince haftalarca, aylarca eve gelmezdi veya İzmir’de olsa da ilgilendiği birçok öğrenci, genç olduğu için bize çok zaman ayıramazdı, ama birlikte olduğumuz zamanları her zaman dolu dolu geçirdik. İzmir Fuar’ı açıldığında etkinliklere, lunaparka,  sinemaya hep babamla giderdik. Lunaparkta bazen çarpışan arabalara bindiğimizde fazla arabaya çarpıyoruz diye kızardı ama yine de çok eğlenirdik. Dağ çileği toplamaya götürürdü, yürüyüşler yapardık. Elimize bir sopa veya dal verir İzmir’in dağlarına tırmandırırdı. İzmir’de kar yağmadığı için özellikle kar oynayalım diye bizi dağlara çıkarırdı. Evde kitap okuma saatleri yapar, Kur’an-ı Kerim ve Sahih Buhari’den hadisler okurduk. 

     Evimizin duvarında her zaman dünya haritası asılıdır. Almanya’daki evimizde de dünya haritası, Almanya haritası ve yaşadığımız eyaletin haritası asılıydı. Her zaman bize o haritalardan ülke, şehir yerleri bulmamızı ister. Bazen bize özellikle İslam coğrafyasındaki ülkeleri tek tek anlatır, dünya haritasındaki yerlerini öğretirdi.  

     Üniversiteyi kazanıp İstanbul’a geldiğimde ailemden ilk defa ayrılmanın verdiği özlemle babamın her İstanbul’a gelişini dört gözle beklerdim. Fatih’te ne zaman buluşsak ben sarılmak istesem bile sarılmazdı. Yolda bir gören olur da Bahattin abi kızı yaşında bir kız ile sarılıyor derler diye. Bu konuda da çok hassastı. Her zaman her adımını düşünerek dikkatle atardı. Sözü ile yaşantısının aynı doğrultuda olması gerektiğine inanırdı ve ömrünü bu inandığı fikir doğrultusunda yaşadı. Bize “bir Müslüman kadın ve erkek nasıl olmalıdır’ı” her zaman anlattı, yaşantısıyla gösterdi. Elinden geldiğince bizi bu doğrultu da yetiştirmeye çalıştı. Evet bir ömür babamı çok özledik, çok ayrı kaldık ve birçok kişi ile paylaştık ama bir babanın evladı ile yapabileceği şeylerden çok daha fazlasını birlikte yaptık ve bize her zaman yol gösterici iyi bir öğretmen oldu. 

Sümeyra YILDIZ

Bu yazı bahattinyildiz.com için kaleme alınmıştır. Yayın tarihi: 05.02.2021

 

DİĞER YAZILAR

 

Sümeyra YILDIZ

Elimden geldiğince babamın farklı bir yönünü -babalığını- göstermeye çalışacağım.

M.Zahit Yıldız

Bahattin YILDIZ için yazar, mücahit,  aktivist, sporcu denilebilir bizim için hepsinden önce ailemizin büyüğü ve babamız idi.

Ziyaretçi Defteri
Yükleniyor
Yükleniyor...