x

Dünyayı Kuşatan Yüreğin Anısına

Mucahid YILDIZ

mucahid yıldız

 

Belgrad ormanlarında kahvaltı ve spor talimi

Sene 1984, üniversiteye başladığım dönem 83-84. Aylardan ya Nisan ya da Mayıs, tam hatırlayamıyorum. Bir hafta sonu Pazar günü idi. Hava çok güzel, güneş insanı iliklerine kadar ısıtıyordu. Belgrad ormanlarında bir mesire düzenlenmişti. Birkaç otobüsle İstanbul'daki üniversitelerin çeşitli bölümlerinden yaklaşık yüz kadar genç bu piknik gezisine katıldı.

Etrafı yüksek tepelerle çevrili bir ovaya geldik. İlk defa Bahattin Yıldız'ı burada tanıma imkanım oldu. O yıllarda Bahattin abi Afganistan'dan dönmüştü. Omuzundan yaralanmış, ameliyat sonrası Türkiye'ye geri gelmişti. Bize iyi bir spor talimi yaptırarak, yokuşlardan yukarı nasıl tırmanılıp, aşağı nasıl inilmesi gerektiğini, dağlardaki kardeşlerimiz gibi düşmanla mücadelenin ne olduğunu anlattı. Daha sonra hep birlikte yeşil ovada oturup sohbet ettik.

Henüz askeri darbenin üzerinden birkaç yıl geçmişti. O günlerde askerlerin yönetimi ele geçirmesine askeri darbe denilmiyordu. Halkın gözünde sanki iyi bir şey yapmış gibi görünmek istediklerinden, Arapça darbe yani 'vurmak' kelimesi yerine askeri harekat, bayrak hareketi gibi ifadeler kullanıyorlardı. Halk arasında ise daha çok devrim, yani inkılab anlamında ihtilal kelimesi dillerde idi.

Seksen öncesi fikir hareketlerinin birçoğuna sızan rejim, müsait olanları militan bir yöne doğru sürüklüyordu. Ancak darbe sonrası artık buna ihtiyaç kalmamış olacak ki, daha önce okuyarak aydınlanmanın gereğini savunanlar, buna daha çok önem vermeye başladı. Sol kesimin bir çoğunda dev-genç kavramı yerine sev-genç ifadesi suistimal edilerek ahlaksızlık teşvik edilmeye başlandı. Sağ kesimin bir kısmının ise çek-senet mafyasına dönüştüğü görüldü.

Okumak ve daha çok bilgi sahibi olmak konusunda İslamcı kesimin büyük bir gayret içinde olduğunu görüyoruz. Ancak burada da kısmen birtakım sözümona gizli güçlerin özellikle bazı eserleri kasıtlı olarak aramıza sızdırdığı ifade ediliyor. Halbuki Müslüman için en önemli iki ölçünün bulunduğu gözardı edilmemeli. Her Müslüman için geçerli olan bu iki ölçü; elbette Allahuteala'nın kelamı Kur'an ve Hz. Peygamber efendimizin sahih Sünnetidir. Okuduklarımızı, gördüklerimizi, duyduklarımızı bu iki ölçü ile değerlendirmiyorsak Müslümanlığımızı yeniden sorgulamak zorundayız.

Aradan geçen bunca yıl sonrasında geldiğimiz noktaya bir göz attığımızda, teşbihte hata olmaz derler, Hz. Ömer (r.a.)'in 'Hem ağlarım, hem gülerim.' sözleri aklıma geliyor. Bir tarafta içinde yaşadığımız fitne ölçülemeyecek boyutlara ulaşmışken, diğer tarafta dünyanın her yerinde Müslümanlar ve diğer insanlar arasında ciddi boyutta bir uyanışın yaşandığını görüyoruz. İnşaallah bu uyanış tüm insanlığın, içinde bulunduğu dünya genelindeki bu bataklıktan kurtulmasına vesile olur.

Bu yazıyı kaleme aldığım şu günlerde İzmir'de bir deprem felaketi yaşadık. Öncelikle İzmir'lilere ve bu depremden etkilenen tüm halkımıza büyük geçmiş olsun. Felaketler geldiğinde, canlı-cansız, insan-hayvan veya diğer bilinen farklar gibi ayrıntıların bir önemi yoktur. Yani bu felaketlere duçar olduğumuzda hepimiz etkileniriz. Bir takım art niyetli insanlar, hangi cihetten olursa olsun, bu gibi felaketleri hemen suistimal etmeye hazır bekliyor, Toplum içerisinde her türlü iletişim imkanını kullanarak fitne yaymak için ellerinden geleni yapıyorlar. Aklı selim her insanın bu güruha kesinlikle fırsat vermemesi elzemdir.

Bizlere düşen görev bu tür felaketlere karşı önce tedbiri elden bırakmayarak daha sonra Allah'a (c.c.) tevekkül etmektir. Keşkenin kimseye faydası yok maalesef. Ancak bu felaketler başa gelmeden 'eğer' ya da 'şayet' ifadeleri kullanılarak gereken yapılırsa, birçok acıların yaşanmayacağı aşikardır. Gerekeni yapmayanlar, yapılmasına engel olanlar, masum canların kaybında en önemli rolü üstlenen mesul kişilerdir. Ne şekilde olursa olsun kendi çıkarları için insanların ya da diğer canlıların hayatını hiçe sayanlar, Cenab-ı Hakkın kelamıyla ifade edildiği gibi 'Esfel-i Safilin'dir.

23.11.2020, Krefeld

Bu yazı bahattinyildiz.com için kaleme alınmıştır. Yayın tarihi: 28.12.2020

Mücahid Yıldız

Kosova, Osmanlı'nın Avrupa'ya açılan kapısı

Mucahid Yıldız

Eğitimde Keyfiyet, Kemiyetten Daha Mühim ve Elzemdir

Mucahid YILDIZ

Paris'te Afganistan'ı Konuştuk

Mucahid YILDIZ

Belgrad ormanlarında kahvaltı ve spor talimi

Ziyaretçi Defteri
Yükleniyor
Yükleniyor...