x

Dünyayı Kuşatan Yüreğin Anısına

Mücadele Kavramı ve Yöntemi Üzerine

Mücadele Kavramı ve Yöntemi Üzerine

Mücadele kelimesi köken olarak Arapça bir kelimedir. Dilimize de buradan geçmiştir.

    Mücadele etmek, çekişmek, tartışmak, kavga etmek gibi anlamlara gelmektedir. Mücadele kelimesi, kendi içerisinde iki tarafın karşılıklı bir çabasını ifade eder. Mücadele tek taraflı olmaz. İki karşı tarafın çekişmesini, kavgasını barındırır. Mücadele kavramı ve yöntemi üzerine düşündüğümüzde bireysel, toplumsal, içe ve dışa dönük yönünün olduğunu ifade edebiliriz. 

İslam tarihi boyunca ve Kur’an-ı Kerimden anladığımıza göre ilk insan Hz. Âdem (a.s)’dan bu güne kadar tevhit, hak batıl mücadelesi hep var olmuştur. İnsanoğlunun yeryüzünde imtihan edilmesi ve imtihan için gerekli şartların oluşturulması için yüce Rabbimiz insanı yarattı. İnsana yarattığı diğer varlıklarda olmayan özellikler vererek ona sorumluluk yükledi. İnsana akıl nimetini vererek insanı Rabbine karşı sorumlu kılmış ve bu sorumluluğu yerine getirmesi için gerekli imkânları da insana sunmuştur. İnsanoğlundan yeryüzünde imtihan süresince bu sorumluluğu yerine getirmesi için sürekli bir çaba içerisinde olması istenmiştir.
 İnsan mücadelesine öncelikle nefsiyle başlar. İnsan aklını kullanarak bilir. Âlemi, eşyayı ve kendini tanır, bilir. Kalbiyle/ruhuyla da bu eşyaya anlam yükler. Yeryüzünde var olmasının hikmetini, anlamını kavrar. Bu kavramayı da doğru tanımlaması gerekir. Yüce Rabbimiz insanoğlunu yeryüzünde yarattıktan sonra onu başıboş bırakmamış, ona peygamberler ve kitaplar göndererek tanımlama ve anlamlandırma konusunda onu desteklemiştir. Böylece imtihan için gerekli kolaylıklar sağlanmıştır. 
İnsan yeryüzünde varoluş amacını tanımladıktan sonra, Müslüman olarak tanımlayanlar ile kendini Müslüman olarak tanımlamayanlar arasında mücadelenin diğer bir kısmı başlamaktadır. Hak- batıl mücadelesi, insanlar arasında her zaman ve zeminde var olmuş ve olmaya da devam edecektir. Müslüman olanlar ve olmayanlar arasında bu mücadelenin en iyi örneklerini tarih boyunca peygamberler vermiştir. Hz. Peygamber (a.s.) kendi döneminde İslam’ı anlatmak ve yaymak için en güzel şekilde canı pahasına mücadele etmiş ve bizlere de güzel bir mücadele örneği bırakmıştır. Sahabe döneminde ve İslam tarihi boyunca da bu mücadelenin sayısız örnekleri bulunmaktadır. 


İslam davasının, hak-batıl mücadelesinin birçok yöntemi bulunmaktadır. Kişi öncelikle kendi nefsiyle mücadele eder ve İslam’ı kendisi yaşayarak örnek olur. Daha sonra güzel bir lisanla İslam’ı anlatmak gerekecektir. Yaşanmayan bir İslam da anlatılamayacaktır. Bu mücadelenin en son safhası da kendini Müslüman olarak tanımlamayanlar ile savaşmak olacaktır. Hz. Peygamber (a.s.) öncelikle güzel bir üslupla insanlara hakkı anlatmış ve bunu da defalarca yılmadan yaparak en güzel mücadele örneğini sergilemiştir. Son çare olarak da savaşmak gerektiğinde de savaşmaktan geri durmamıştır. 
Günümüze geldiğimiz de hak batıl mücadelesinin özü itibariyle bir değişim söz konusu değildir. Şartlar ve zemin değiştikçe bu değişime göre yeni yöntemler ortaya çıkmaktadır. Klasik mücadele yöntemleri devam etmekle birlikte teknolojik imkânlar ile birlikte dijital/sanal gibi yeni yöntemler eklenmiştir. Yazımıza konu olan Bahattin abi de İslam davasının, kendi şartları içerisinde, mücadelesini vermiştir. Gençlik dönemlerinde öğrenci çalışmaları yaparak, yeri geldiğinde cihada katılarak bizzat mücadele etmiş ve daha sonra üslubunca mücadelesini son nefesine kadar devam ettirmiştir. Ve yetimlere yönelik bir yardım organizasyonunda mücadelenin içerisindeyken vefat etmiştir. 
Bahattin abinin hayatına baktığımızda yazımızın bu konusuyla ilgili olarak şunu ifade edebiliriz. Şartlara ve zamana göre en iyi mücadele yöntemini belirlemek ve mücadeleden asla vaz geçmemek olduğunu söyleyebiliriz. Yani kararlılık, devamlılık mücadelenin en temel özellikleridir. Mücadele ederken zorluklarla karşılaşabilir, ümitsizliğe düşebilir, yeise düşebilir, yorgunluk hali oluşabilir. O yüzden sabır ve namaz ile Allah’tan yardım dileyerek mücadeleyi son nefese kadar sürdürmek gerekir. Mümin dua ve zikirle kendi iç dünyasını diri tutmalı ki mücadele ederken zaafa düşmesin. 

Bu yazı bahattinyildiz.com için kaleme alınmıştır. Yayın tarihi 02.04.2021

Ziyaretçi Defteri
Yükleniyor
Yükleniyor...