
Çıkılacak bir yolunuz varsa, rotanız üzerindeki her durakta, onun selamını ileteceğiniz birilerini bulabilirsiniz.
Bu yolculuk ister ülkemizin en ücra köşesine olsun isterse dünyanın öbür ucuna. Onun selamıyla gittiğinizde gülen yüzlerle karşılanır, sıcacık yüreklerde ağırlanırsınız. Onun selamıyla ne yolda kalırsınız ne de aç susuz. Sadece “Bahattin abimin selamı var.” demeniz yeterlidir.
Ortaokul yıllarımızda İzmir tren garından bizi yolcu ettiğinde belki çoğumuzun cebinde beş kuruşumuz bile yoktu. On üç on dört yaşlarında yedi sekiz genç sadece onun selamıyla ve onun hayır duasıyla çıkıyorduk yolculuğa. İlk durağımız Uşak’tı. Uşak’a kadar olan tren biletlerini o almıştı. “Uşak’ta bizim çocuklardan Kadir abiniz var, ona selamımı söyleyin.” demişti sadece. Biz de bu selama güvenerek çıkmıştık yola. Onun selamıyla karşılandık onun selamıyla ağırlandık en iyi şekilde. “Aslanlarım Uşaktan sonra Afyon’a geçin, sonra da Konya’ya, Kayseri’ye, Sivas’a, Eskişehir’e ve Bursa’ya.” Her şehir için birkaç isim ve yürekten selam. Her şehrin kapısını açan, o şehirde en iyi şekilde ağırlayan ve bir sonraki şehre yolcu eden bir selam.
Aynı selamla Makedonya ve Arnavutluk’a da gitmiştik. Bu kez dört kişiydik ve sadece on altı on yedi yaşlarındaydık. Elimizde Sabri Koçi’nin kartviziti vardı sadece. “Dönüşte Bulgaristan ve Yunanistan’a da uğrayın.” diyordu. Arnavutluk’un Diyanet İşleri Başkanı konumunda olan Sabri Koçi Türkiye’yi ziyaret eder. İstanbul’da bazı kurum ve kuruluşların yönetici ve temsilcileriyle bir toplantı yapılır. Gündem, birkaç yıl önce komünizmden kurtulan Arnavutluk’un sorunları. Sabri Koçi “Çocuklarımıza ve gençlerimize Kur’an öğretecek hafızlara ihtiyacımız var.” der. Bahattin abi, “Ben sana hafız göndereceğim.” der ve kartvizitini alır. Sabri Koçi, “Birçok ülkede aynı sözü verdiler ancak hiç biri de gerçekleşmedi.” der.
Afganistan, Bosna Hersek veya dünyanın neresinde olursa olsun ümmetin sorunlarına nasıl duyarsız kalmıyorsa, Arnavutluk için de aynı sorumluluk ve aynı ümmet bilinciyle hareket eder. 2010 yılı Nisan ayında, Almanya yolculuğum öncesi Kemeraltı’nda buluştuk. Almanya’ya da selam gönderdi. “En geç bir ay sonra ben de geleceğim, beraber ziyaret ederiz.” dedi ve Almanyadaki adresimi aldı, bana da Almanyadaki adresini verdi. Ne yazık ki bu son görüşmemiz oldu.
Senden sonra Bosna, Kudüs, İspanya ve Mozambik’e gittim. Sen olsaydın abi muhakkak oralarda da selam göndereceğin birileri olurdu. Senin selamın olmadan çıkılan yolculuğun bereketi az oluyor abi.
Bu yazı bahattinyildiz.com için kaleme alınmıştır. Yayın tarihi: 05.03.2021
Ölümün anlamlandırılması
Bahattin Abimin Selamı Var!
Bak Aslanım
İyi insan olabilmek
